ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Çarşamba, Eylül 14, 2005

samsun,odalar,tez,hacı yatmaz

Evdeyim. Samsunda, incesuda. Geleli 4 gün oldu. Bütün günü evde geçiriyorum. Dışarı çıkmıyorum. Kimse ile karşılaşmak istemiyorum. Kimse ile konuşasım yok.
Dün ablamlar ve ümmühan geldi.şuayip abi benim için pasta almış. Ablam kıyafetlerime, çantalarıma, ayakkabılarıma baktı. Tabii bir de bangkoktan aldığım yatak örtüsüne. Cuma günü hastaneden çıkarken sağolsun fethi valizimi taksiye kadar taşıdı. Kaldırınca ne var bunun içinde dedi. Bütün ağırlığı yapanın yatak örtüm olduğunu söyleyemedim. Giysilerim dedim. Çelikten mi dedi. Kitap da var dedim. Hatırladıkça gülüyorum. Geri dönerken çok daha hafif olacak. Gerçi ablam patlıcan turşusu yapmış, onu da götüreceğim.
Dün doğru düzgün oturup da konuşamadık. Çünkü sürekli ya Beyazıt yada halit eren ağladı. Ümmühan halit erenin emziğini getirmeyi unutmuş, çocuk kucaktan inince başlıyor ağlamaya. Tabii bu kucak annesinin kucağı. Çocuğu yere bıraktığı anda hele de yatırırsan ağlamaya başlıyor. Ablam ona hacı yatmaz ismini takmış. Çocuğu her yere bıraktıklarında ablam hacı yatmaz yine ağlayacak, diyor. Ümmühana benzemiyor. bu çocuk bana hatırlamak istemediğim bir dönemi hatırlatıyor.
Cuma günü uçaktan inince doğru ablama gittim. Konuşurken ayşenurun eski günleri özlediğini, orta odada oturup sohbetlerimizi dinlemeyi özlediğini söyledi. Orta oda eskiden benim odamdı. Üni deyken ders çalışmaya çalışırdım, ablam gelip beni lafa tutardı. Odada bir gömme dolap var. Herkesin bir eşyası muhakkak bu odadadır. Ve camli balkon yüzünden kışın bütün çamaşırlar buraya asılır ve ütü masası da bu odada olduğu için bu oda hiçbir zaman toplu olmaz. Cuma günü eski alışkanlık bu odaya gidip üstümü değiştirdim. Ayşenurun aksine o an fark ettim ki, ben o odada olmak istemiyorum. Bana eve bundan önceki gelişimi hatırlattı. Kötü anılar.
Dün ümmühanla berat arasında geçen konuşma ile diğer odada yaşananlar aklıma geldi. Köşedeki paylaşılamayan, hem denizi hem de ormanı gören, balkonlu oda bir dönem ümmühanın odasıydı. Berat o yıllarda ünideydi. Ben de evde yoktum. Hidayet de izmirde yatılı okuldaydı. Odada bilgisayar (berat ve ümmühan her gece chat yaparlardı), tv, teyp ve iki tane de yatak var. Berat eve döndüğünde tutturmuş illa da ben bu odada kalacağım diye. Ümmühan da odasını niye versin. Tam 2 hafta aynı oadada yatmışlar ve sonunda ümmühan daha fazla dayanamayıp odayı boşaltıp, hiçbir şey olmayan bol kaoslu orta odaya yerleşmiş.
Bu geldiğimde asla orta odada kalmayacağımı yukarda yatacağımı söyledim. Berat odasını bana verdi, kendisi akşamları hidayetin odasında tv izliyor ve yatmaya orta odaya gidiyor.
Annem berata kız bakıyor. Bizim oğlan bir gün evleneceğim diyor, diğer gün vazgeçiyor. Ben de abla tavsiyesi verdim, evlensin diye. Her şey zamanında güzel ve hadi benim eğitimim var, o ne yapıyor? Neyi bekliyor? Ümmühanların okulda bir öğretmen varmış, İngilizce öğretmeni. Ben de ablasını tanıyorum. Bugün okulun ilk günü, ayşenuru getirdim vs deyip kızı görmesini söyledik ama akıllı bugün her kavşakta gitsem mi diye düşünmüş ama gitmemiş.
Dün gece sabah 4 te yattım. Tezle uğraştım. Hala tartışma bitmedi. Biraz yavaş gidiyorum. Sabah 10 da annem kaldırdı babamla beraber kahvaltı yaptık. İkindide biraz uyudum ve sonra annemle ve komşumuz ümmühan teyze ile yürüyüş yaptık. Hızlı yürümüyorlar ama bayağı mesafe yürüyorlar. Her gün yürüyorlarmış. Ben gitmeden bir kez de deniz kenarında yürüyeceğiz. Akşam yemekten sonra babam bitirdikten sonra ne yapacaksın? Tayin işini ne yapacağız vs diye sorup durdu. Bayağı düşünceli. Bilmiyorum dedim. Geldiğimden beri benimle doğru düzgün bişey konuşmamıştı (nasılsın, iyi misin hariç). Hidayetle ve beratla ikinci baharı seyrettik. Berat kemal sunal hastası. Hidayet de Türkan şoray. Berat Şener şeni de çok sever. Eski filmlerden konuştuk. Berat muhakkak kemal sunalı, Şener şeni taklit eder. Fena da yapmıyor. Replikleri de iyi hatırlıyor. Türkan şorayın bulut arasla olan sultan isimli filminden konuştuk. Berat hemen bakkal rolündeki Şener şeni taklit etmeye başladı. Sonra da hep bir ağızdan ferdi tayfurdan çeşmenin başına ……şarkısını mırıldanmaya başladık.
Burada ilk sabah horoz sesleri ile uyandım. Garip geldi, unutmuşum buraları. Sabah namazında camı açıp dışarıdaki temiz ve serin havayı ciğerlerime çekmek çok iyi geldi. Hiç ses yoktu. Aklıma ortaokul yılları geldi. O saatlerde kalktığımda camı açıp nefes alırdım ve yoldan gelen araba seslerini dinlerdim ve Samsuna gittiğimi hayal ederdim.
İlk geldiğim gün annemle benim evime bakmaya gittik. Daha doğrusu eve gelirken geçerken uğradım. Çok daha muhteşem bişey bekliyordum. Herhalde benim her zaman beklentilerim biraz yüksek. Hidayetin dediğine göre samsunda oturulabilecek en iyi evlerden biriymiş. Salonu ve yatak odasını çok daha büyük diye hayal etmiştim. Neyse zaten bakalım o evde oturabilecekmiyim. Ümmühan üst katı istiyor. En iyisi ona izin vermek. Nasıl olsa benim ne yapacağım belli değil.
Annemle bol bol kız muhabbeti yaptık. Beratı kimle evlendireceğiz? Annemler bir türlü kız bulamadılar. Aslında eczacı istiyorlar ama tanıdığımız eczacı kız yok. Hidayet için ise annemlerin kafasında bir kız var. Ama kız daha üniyi kazanamadı ve annem ailesi vermez de aramız bozulur diye korkuyor. Güzel bir kız, boylu poslu. Ailesi de eğitimli hem de bayağı eğitimli insanlar. Ödüm kopuyor kardeşlerim saçma sapan insanlarla evlenecekler diye. Allah İnşallah hepimize hayırlısını versin. Burada yani bizim evde bu konu uzun zamandır güncelliğini koruyor. Ne zaman gelsem bu konu konuşuluyor. Ama sadece konuşuluyor, evlenirken kimse evlenmiyor. Zaten annemin onları biran önce evlendirmek istemesinin sebebi benim gibi evlenmezler diye korkuyor. Eee tabii kadın haklı. Şu yaşımda şu karara vardım. Çocuklar muhakkak zamanı geldiğinde yani 25-30 yaş arasında ufacık bir baskı uygulanarak onun da hoşuna giden biri ile evlendirilmeli. Baskı uygulanmayınca şekil 1a da olduğu gibi bir daha evlenmiyorlar. Bu görüş sadece bana ait değil. Saimenin de görüşü. Geçende tel de konuştuğumuz mevzu buydu. Babamların ümmühan üzerinde uyguladığı politikanın ne kadar yerinde olduğundan bahsetmiştik. O zmanlar ben samsunda değildim, ben burada olsaydım ona destek olurdum ve kolay kolay evlenemezdi. Şimdi diyorum ki, iyi ki burada değilmişim. Gayet mutlu, kocası, hacı yatmazı, arabası ve iyi bir işi var. Yakında evi de olacak İnşallah. Hatta bir de devre mülkü var. Eee bunlar olunca başka ne ister ki bir insan. Aile saadeti işte. Yazın kışın isatnbula alışverişe gelsin başka da bişey istemez.
Ablam arada tel açıyor. Aklı burada kaldı. Belki yarın berattan arabayı isterim, şehre gitmek için. Özledim ya araba kullanmayı.
Arada her zamanki gibi marie claire maison ve house beautiful dergilerine bakıyorum. Berat marie claire maison abonesi.
Hidayet neden pasta yapmıyorsun diyor. Önceki gelişlerimde onlara muhakkak pasta yapardım. Gece yatmadan önce sofra hazırlayıp odalarına çıkarırdım. O zamanlar ablaların bir tanesi derlerdi. Bu sefer bişey yok.

bugun yani sali günü, beratdan arabayı aldım. mecidiyede bizim çatı katında oturup ablmı bekledik. o da gelince bişeyler yiyip ohbt ettik. sonra gdip alışveriş yaptık. annem bol bol nevresim aldı. çarşı mağazasında gezindik. sonr da çocuklrla buluşup eve geldik.
bugün oğrendim ki meğer berat sayfamı biliyormuş. malezyadan donünce google da fethi ve sema diye taramış ve bulmuş ve bana soylememiş

8 Comments:

At 15/9/05 19:40, Anonymous Jujube said...

Okurken aklima hemen Peyami Safa geldi, "bir genc kiz ne ister? Elbette mesut olmak!" Mesut olmani bütün kalbimle diliyorum Zekiyecigim. Dua listeme seni de katali cok oldu. Ailem, arkadaslarim (Alamani Türkü Faslisi), akrabalarim.. hatta Peyami Safa bile var. Hic unutmam bir keresinde arkadasim Kadriye ile is yerinden cikip Eyüp Sultan'a gitmistik. Namazdan sonra türbede ön saflardan yer tutup dua ettik. Ben tabi listeyi sayarken zaman gecmis olacak ki arkadan yaslica bir teyze "cok istedin kizim, simdi arkaya gec de biraz da biz isteyelim" demisti:) Disarida yagmur yagiyor ve büyük kizim "anne ictigimiz sular nereden geliyor" diye sordu. Ben de yagmur suyu, kaynak vb. aciklama yaptim, "dün ben parkta yere cis yaptim ya o da bana gelirse icmek icin?" diye dertlendi. Sabah arkadasim Steffi arayip yarim saat agladi (aslinda gelip de aglayacakmis ama kizi grip ve benim cocuklarima bulastirmaktan korkmus). Benim de moralim bozuk, ic güveyisinden hallice bile degilim, esim de Avusturya'da, gelip beni teselli etmesini bekliyorum :) (Teselli emek icin genelde alisverise götürür) O yokken daha cabuk moralim bozuluyor. Kizlarin uyku saati yaklasti, bakalim bu aksam beni nasil bir mücadele bekliyor. Durmadan yagmurun yagdigi soguk Almanya'dan sevgiler....

 
At 18/9/05 21:02, Blogger zekiyee said...

jujube duaların ve iyi dileklerin için çok teşekkür edeirm. bu gece kandil ben de sana dua edeceğim. insanın başkaları için duaları kabul olurmuş. benim de bazen dua listemi bayağı bir uzattığım olur. senin yazman beni çok mutlu ediyor. okuduğumda yüzümde bir tebessüm beliriryor. kendine iyi bak. tez zamanda eşine kavuşman dileklerimle.

 
At 19/9/05 10:16, Blogger Koyubeyaz said...

Doktor Hanimcim oralardasin ama sanki mutsuz gibisin. Bana oyle geldi belkide hamile hamile. Ama icinde bir mutsuzluk yasadigini disina pek yansitmak istemedigini dusundum. Umarim ben yanlis dusunmusumdur sevgiler

 
At 19/9/05 22:57, Blogger zekiyee said...

Valla koyubeyaz doğru düşünmüşsün. çok mutlu değilim. bu günlere üzerimde bir karamsarlık var. tezim bitmek üzere, sınavım ve sonra da mecburi hizmet beni düşündürüyor.

 
At 23/9/05 01:10, Blogger zekiyee said...

bugun nihayet ak geldi. sayesinde handani da 2. kez gorebildim. ikisini de cok ozlemisim.karacali sali getirmis.ak ile oturuyoruz.handanin evinde.handan haluku yatirmaya gitti.birazdan gelecek ve sohbet edecegiz. leyla bugun seni de andik. kizma, cok opuyoruz

 
At 23/9/05 01:11, Anonymous arzukaraman said...

yaaa tabi cok ozledin..beni mi,karacali sallari mi?amma agirlardi,misirdan getirdigim yetmiyormus gibi taaa corludan buraya tasidim bi de..ne iyi arkadassib zekiyee:))

 
At 23/9/05 05:00, Blogger zekiyee said...

handaan oturdu' yazdi yazdi sildi. ne yazdi bilmiyorum. bize yatak hazirlamaya gittiler. bu arada saat 4:58. sabah misir konsolosluguna gidecegiz ak icin. sonra neler yapacagiz tam belli degil.

 
At 23/9/05 05:10, Blogger hbg said...

yazamadim yazamadim da sildim aslinda... ak'la zekiye'nin yazdiklarini farkettigimde her seyi cift gormeye baslamistim bile. saat simdi 5:06. herkes yatti... ama miril miril sesler duyuyorum icerden. simdi onlara ya uyuyun ya da disari cikin cabuk demeye gidiyorum. bensiz konusmak da neymis?? sabah 9'da kalkma planlari yapiyoruz, ya da hayalleri kuruyoruz demek lazim...

 

Yorum Gönder

<< Home