ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Perşembe, Mayıs 19, 2005

bütün kızlar toplandık.....

Sabah saati 8:30’a kurdum. Ancak 10 da kalkabildim. Evi biraz toparladım. Akşam elif gelecek. İbrahim’in (kuzenim) iğnesini vurdum ve akşam kıbrısa askere gidecek diye kek yaptım. Öğlende aslı aradı kaçta buluşulacak diye. Beni de almasını söyledim. Hazırlandım ve çıktım. Aslı geç kalınca gül pastanesine gidip bişeyler yedim (kahvaltı etmemiştim). Tuba araba ile pastanenin önünden geçerken beni görmüşler ve durdular (sebahat, samer, hülya demir). Aslı da geldi. İki araba peşpeşe gittik. Martı lüks bir yer değil ama denize sıfır. Bahçede açık havada oturmak güzel. İçerisi pek güzel değil. Ayşegül, duygu, elif şimşek, şule, aslı, tuba (belinay ı getirmemiş. Resimlerini gösterdi. Pek şeker bir bebek.), sebahat, Nurhan, Havva Sözen, ayşe Sözen, mineş, biri daha vardı ama kim? Hatırlayamıyorum. 13 kişiydik. Önce dışarıda oturuyorduk. Sonra hava biraz bozdu ve içeri geçtik. Bu arada arka masada birileri oturuyordu. İçlerinden birini ben tanıyordum. Özelde çalışan bir pratisyen. Bizim kızlar acayip meraklı (paşa limanındaki bruch daki gibi) önce onları dikizliyorlardı, benim tanıdığımı öğrenince o kızla çocuk ne oluyorlar diye sormaya başladılar. Yemeklerimizi içerde yedik. Hülyayı yazmamışım. Elif biraz rahatsızmış, (handancım bu sefer geçerli bir mazereti var) çok önemli bişey değil. Onun için gelememiş. Sosyetenin umreye gitmesinden tutun da bankong da kemik tozu yemek takımlarının çok ucuz olmasına kadar birsürü şeyden konuştuk.kızlar birlikte tatil yapma planları yaptılar. Kızlar yine kirmizibacaliev in adresini aldılar, ama kaç tanesi uğrar bilmem. Aslı ile şule hat muhabbeti yaptılar. Sonra tatlıları yemek için yine dışarı çıktık. Yine tanıdık birileri vardı. (görende bir sürü tanıdığım var zannedecek) bir ara sebahat ve nurhan martının yan tarafında, kulelinin çaprazındaki tuvalete gittiler. Ben de peşlerinden gittim. Ben daha küçükken (orta okuldayken) amcamlar çengelköyde oturuyorlardı ve hafta sonları onlara çıktığımızda bizi (ümmühan ve ben) deniz kenarına götürürdü. O tuvalette yaşlı bir çift vardı. Ve onlar bizim köylüydü. Hatta babamın kuzeninin eşinin annesi ve babası. Hala hayattalar mı merak ettim. Gidip oradaki yaşlı adama nereli olduğunu sordum. Sohbet ettik. Oymuş. Kızlar şaşırdılar. Dışarı çıktığımızda başka tanıdıkları gördüm ve onlarla sohbete gittim.
Ya aslında daha neler neler yazmayı planlamıştım. Ama elif burada hem onunla konuşmaya çalışıyorum, hem kurtlar vadisini seyrediyorum hem de buray yazmaya çalışıyorum. Bir türlü konsantre olamadım. Elif ne zaman bitecek diye soruyor. Kurtlar vadisinden feragat ettim. Kumandayı ona verdim. Başka kanallara bakıyor.
Aslı erken çıktı. Ben tubanın arabasına bindim. hülya Yolda salatalık aldı ve ondan yedik. Sebahati en son içtiğimiz kahve rahatsız etti. Arabada mide bulantısı ve başağrısı ile pendike kadar nasıl gitti bilmiyorum. Beni kuaförde bıraktılar. Marketten alışveriş yaptım. Eve gelip, ibrahimin akşam iğnesini yaptım. Yemek hazırladım. Elif şaşırmış ve son durağa kadar gitmiş. O yüzden biraz geç kaldı. Bu akşam elifle ilk eriğimi yedim. Arzucum üzgünüm.
Sanırım artık yeter. Elif olmasaydı daha neler yazacaktım neler. En azından öyle planlamıştım.yarın sabah cevahire kogreye gidiyorum.

3 Comments:

At 20/5/05 17:22, Blogger zekiyee said...

servisteyim. yorgunluktan ölüyorum. eve gidip yatmak istiyorum

 
At 20/5/05 20:38, Blogger ak said...

zekiye dun ''acaba kizlar topalndi mi''diye dusunurken,telefonumun msj uyarisini duydum.aysegule''bu zekiye''dedim ve bir baktim senin msjin.telepatim benim...ve de handan...handana anlattiklarini sanirim ona ayrintili yazmam gerek.

 
At 21/5/05 21:46, Blogger zekiyee said...

evet bence de. ve başka ayrıntı ?
arzu şu kafamdaki soru vardı ya? öğrendik. acaba dediğimi anlıyor musun? hani kendin sor diyordun ya. başkası sordu. sorun yok.

 

Yorum Gönder

<< Home