ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Perşembe, Mayıs 26, 2005

yaz ne zaman gelecek?

canım aslında hiç yazmak istemiyor. eve geldim. acayip uykum vardı ve karnım açtı. yemek yedim ve yattım. saati 22:00 a kurdum. ama uyuyamadım. saat birazdan çalar. annem kuzenle bana koli göndermiş. akşam koliyi yukardan istedim ve hemen açtım. içinden bir sürü erik çıktı. yengemle biraz yedik. bizim bahçenin erikleri çok güzel oluyor. güzel ve ekşi değil. yarın hastaneye de biraz götüreceğim. biraz da özele götüreceğim. yarın nöbetçiyim. daha bu ay 2 tane nöbetim var. aradan o kadar zaman geçti ki, sanki nöbet tutmayı unuttum. canım hiç istemiyor. ama nöbete gidence hem de paralanacağım. geçen ayın nöbet parasını alacağız. İnşallah harcamazsam tatil için kenara koyacağım. hazirandan da 5 tane aldım. iki tane de taksim de. tut tut bitmez.
dün sema taksimde nöbetçiydi. benden kahvaltı istedi. gece gönüle mesaj çektim 7:45 motoruna yetişelim diye. (biz ancak 8 e yetişebiliyoruz). gece maç bittikten sonra arkadaşlarımla tel de konuştuk. bu arada amcamlar ikilendi. evde 2 tane amcam var. (yukardakinden bahsetmiyorum). bir tanesi benim oturma odamda yattığı için tel de alçak sesle konuşmak zorunda kaldım. sanırım diğer amcam ve yengem de telefon trafiğim karşısında bayağı şaşkındır.
gece rahat uyuyamadım. sabah saat çalmadan kalktım ve yumurtaları haşlamak için ocağa koydum. üstümü başımı giydim. evden çıktım. merdivenlerden inmeden saatime baktım. saat 6:10. şaşkına uğradım. saat 7:15 de evden çıkmam gerekiyordu. eve geri girdim, üstümü çıkardım ve tekrar yattım. saat 7 de kaktım. gönül mesajımı görmemiş (ancak 10 da gördü ve bana msg çekti) ve 7:45 motorunu yakalayamadık. ona mesajla ilgili bişey söylemedim. günüm güzel geçti. ameliyathane yoğun değildi. saat 14 de tüm vakalar bitmişti. kahve içtik daha doğrusu benim yerime fethi içti ve hayriye onun fincanında benim falıma baktı. sonra semanınkine baktı. ikimizinki uyumlu imiş. seminerden sonra iş bankasında aycell leri yatırdım ve otoparkta istiklalde sinemaya gitmek üzere buluştuk. sema ile ersin hızlı hızlı önden gittiler, fethi hemen mızıkçılık yaptı. yolda barışa rastladık ve onunla konuşurken semalar kayboldular. fethinin de işine gldi. semayı arayıp gelmiyoruz dedik. benim gönlümü yapmak için benimle savoyda saat 18 e kadar oturdu. uykum olduğu halde ona bişey demedim. o konuştu ben dinledim. onu hiç bu kadar konuşurken görmemiştim. sema aradı. akşam aramasını söyledim.
savoydan çıkınca fethi beni eminönüne bıraktı. ablamla telde konuştuk. etrafı seyrettim. galata köprüsünü, süleymaniyeyi. hava bugün güzel. minibüste uyuyarak eve geldim.
kurtlar vadisi başladı şimdi onu seyredeceğim. sema hala aramadı. sanırım hala eve gidemedi. sonra onunla konuşacağım ve nöbet çantamı hazırlayıp uyuyacağım. iyi gecelerrr

8 Comments:

At 27/5/05 16:36, Blogger hbg said...

nedir bu yesil erik davasi anlamadim! sanki sozlesmis gibi herkes yesil erikten bahsediyor :( bi "koliyle yesil erik yedim" demedigin kalmisti, o da oldu cok sukur...

iyi nobetler gicik doktor :)

 
At 28/5/05 14:00, Blogger zekiyee said...

hehehheh

 
At 28/5/05 15:31, Blogger zekiyee said...

canım yazmak istemiyor. aslında sayfaya yazdım ama sonra hepsini sildim.
nöbetim fena geçmedi. sabah staf lar gecikince zorla kalkıp bir hasta uyutmak zorunda kaldım. eve gelince 2 amcam ve 1 yengem kahvaltı ediyorlardı. onlara katıldım. sonra 1 amcamı yurt dışına yolcu ettik ve yattım. ben uyurken diğerleri evden çıkmış. geziyorlardır. saati 13:30 a kurdum ama 30 dk önce sema aradı ve yataktan kalktım. dün nöbette benimle 21:30 a kadar kalmıştı. o saatten sonra konuşmamıştık. ikimiz de bişeylere, birilerine kızmışız, onları birbirimize anlattık. evet evet tabii haklısın, çok kızmalısın deyip, sonra da neden hayatlarımızın bu kadar paralel olduğuna şaştık. aynı dönemde seviniyor, aynı dönemde birilerine kızıyoruz. amcamın evden çıkmadan önce yaptığı yemeği yedim, sonra onların aldıkları meyveleri. aile evinde yaşıyor gibi oldum.
dün handanın kızdığı erikler acil ameliyathanede arkadaşlar tarafından bitirildi. hatta nöbette yerim diye nöbet çantasına soktuğum erikleri dahi çıkarmak zorunda kaldım. dün iş çıkışı nişantaşına yargıcıya gidecektik ama fethi bloke etti. semaya söylemiştim. fethi gezmeyi sevmez, bizimle asla gelmez diye. ben haklı çıktım. önceki gün beni savoyda kızdırdığı için ona dün biraz kötü davrandım. önceki gece de aradığında benim kızgınlığımı görünce çocuk telefonu nasıl kapatacağını şaşırdı.
milletin blogunu okudum. hele bir sayfada merkez başlıklı yazı okudum. bizim gibi yatılı okula giden biri ve benim gibi kendini merkez zanneden bir fani.
bu arada doğum günümden beri bir arkadaşım bana merkez diye hitap ediyor.
dünyanın merkezi olmak önemli değil. önemli olan sevdiklerinin merkezi olmak. bunu sağolsun arkadaşlarım da ailem de hissettiriyor.
bugün semanın telefıonundan başka tel im çalmıyor. sanırım (aaaa şimdi hatırladım ben uyurken galiba annem aramıştı.) ablam pazar alışverişi yapıyordur. cumartesileri o yoğun oluyor. diğer arayan arkadaşım ise sanırım geç saatleri bekliyor.
bu günü evde tembellik yaparak geçirmeyi planlıyorum. yarın ne olur bilinmez. muhtemelen yarın kuaföre giderim.

 
At 28/5/05 15:32, Blogger zekiyee said...

canım yazmak stemiyor dedim ama yine yazdım. bu sefer yorumlarda ama olsun

 
At 29/5/05 14:35, Blogger zekiyee said...

nöbet çantamı özelde bıraktım. şarjımı da öyle. cep im kapalı. konuşmalara ev tel inden devam ediyorum. ama aynı performansı sergileyemşyorum

 
At 30/5/05 17:25, Blogger ak said...

erikler bitti yani!!gerci bitmese de bize faydasi yok di mi handan??napalim bir daha ki bahara biz de yicez koliyle erik insallah.zekiye messengerima hic ayrinti yazmiyorsun,bekliyorum

 
At 30/5/05 20:02, Anonymous arzu nun laylası said...

zekiye sanırım nazarım değdi,artık sen de uğramıyorsun bloğuna...

 
At 30/5/05 22:30, Blogger zekiyee said...

arzucum yazacak bişey yok. yaprak bile kımıldamıyor buralarda. o yüzden yazmıyorum.
bu arada bu aralar arkadaşının kısmeti pek açık

 

Yorum Gönder

<< Home