ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Pazar, Aralık 11, 2005

Cuma günü sabah ameliyathaneye gittiğimde ilksen kbb nin hastasının öksürdüğünü söyledi. Gidip çocukla konuştum. Birkaç gündür öksürüyormuş ve boğazı da ağrıyormuş. Ve yeşil yeşil burun akıntısı olduğunu da kendi gözlerimle görerek kbb cilere bu çocuğu ameliyat edemeyeceklerini, önce tedavi etmelerini sonra uyutacağımı söyledim. Tek vakamız vardı onu da almayınca rahat oluruz sanmıştım ama kbb ciler bu sefer de başımıza acil çıkardılar. Ameliyat kısa sürdü ama amcanın başında bayağı beklemek zorunda kaldık, bir türlü uyanmadı. Trenden düşüp bacağını acayip şekilde yaralayan her zamanki hasta dışında bişey çıkmadı. Sabah figen ve dilek in kahvaltısı vardı. Süper bir kahvaltıydı. Akşama kadar onların kahvaltılıklarını yedik, sabah-öğle-akşam kısır. Öğleden sonra ameliyathanenin balkonunda türk kahvesi içtik. Geçen yıl %50 indirimde bile tonla para verip höme store dan aldığım kadife etek daha bir kez bile giymeden (sema ile gezinip duruyoruz ama hala üstüne bişey bulamadık) kocaman bir leke olmuş. Ne lekesi olduğunu anlayamadık. Halbuki kılıfta duruyordu. Kurutemizlemeye götürdüm, adam beni tanıyor. Çıkmaz dedi. İhtayacı olan birine verin dedi. Gülerek etiketini gördünüz değil mi? (fiyatı hala üzerinde asılı duruyor) bu etek ihtiyacı olan birine verilecek bişey değil dedim. Adam güldü. Sonunda balkonda formamın üzerine giyip gidip kızlara gösterdim. Hayriye dışında kimse lekeyi farketmedi. Sonunda eteğin yanarlı-dönerli olduğu için lekenin de görülmediğine benim de eteği giymeme karar verildi. Belki de aldığımda da vardı ama ben farketmedim. Yeşil etek üzerinde kahverengi bir leke. Mağazaya götürsem adamlar bana inanamaz. Zaten götürsem, geri alsalar yerine ne alacağım? Paramı vermezler, hem öyle eteği başka nerde bulacağım?
Sema son anda acil çıkınca ameliyathaneye indi. Fethi ile savoya gidip semanın gelmesini bekledik. Beklerken de tıp oynadık. Her seferinde konuşan ben oldum. Hangimiz daha inatçı bilmiyorum, ikimiz de boğayız. Sema geldi ve fethiyi eleştiren bissürü söz sarfetti. Fethi kendini savunamadan ali ve yücel gelince konu da kapanmış oldu. Bence iyi de oldu. Çünkü ucu bana da dokunacaktı. Saat 5 te kalktık. Benim niyetim nöbetten çıktığım için eve gitmekti ama sema çok ısrar etti ve beraber hastaneye yoncanın yaptığı katmerden yemeye gittik. İçinde antepfıstığı, kaymak ve şeker olna yufka ile yapılan bir tatlı. Karnımızı sabahki kahvaltılıklarla doyurup meydandaki kafemize gittik. Bayağı sohbetten sonra ayrıldık. Eve gelince biraz yatıp tv izledim. Sonra aklıma geldi ve günlüğüme (ajanda) baktım ve bir şeyin farkına vardım. O gece 30dk-1saat kadar ağladım, ağlarken adeta kurtlar gibi uludum. Günlüğüme yazdım. Tek başıma geçiremeyeceğimi anlayıp Gece gece kimi arayayım diye düşünürken ablamı aradım. Uykudan uyandığımı sandı. O, günlük sıkıntılarını anlatırken de sessiz sessiz ağladım. ‘sen olmasan ne yapardım? Sen bana akıl veriyorsun, problemlerimi çözüyorsun’ dedi. Ne tuhaf ben de onun için öyle düşünüyorum. Sonunda dayanamayıp söyledim. Yine biraz ağladım ama çok uzun sürmedi. Gece 00:30-02:45 arası konuşmayla geçti. Sonunda ikimiz de rahatlamış bir şekilde yattık. Her eve lazım bir ablaya sahibim ama bizim evdekiler (hidayet hariç) bunun çok fazla farkında değiller.
Cumartesi sabah ev telefonunun diğer odadan gelen sesi ile uyandım ama aldırış etmedim. Bu saat beni kim arar? Arasa neden arar? Muhtemelen yukardan yengemdir. Cep çaldı. Handanın telefonundan haluk arıyor. Kahvaltıya çağırıyorlar. Uyuduğumu, ders çalışacağımı vs bahane ettim ama haluk yutmadı ve araba ile gelip beni alacağını, hemen hazırlanmamı söyledi. Handanı kandırırım diye zaten o aramış. Beraber kahvaltı yaptık. Bu arada mutfakları nihayet yapılmış ve çok güzel olmuş. Biraz gazetelere baktık ve sonra evden çıktık, beni eve bıraktılar onlar yıldıza üni ye gittiler.
İnanamıyorum ya! Hiç birşeyi kaydetmemiştim ve elektrik gitti. Tekrar hepsini nasıl yazacağım? Acaba fazla mı özele girmiştim? Daha kısa yazayım diye düşünürken yazımın geri geldiğini gördüm. Bu arada fazla mı özele girdim diye hala düşünüyorum ve yukarıdan bazı şeyleri siliyorumm.
Cumartesi günün geri kalan kısmında her zamanki gibi bir türlü çalışmaya konsantre olamadan geçirdim (ak ve handan ne zaman konsantre oldun ki zaten diyorlar). Ders çalışmaktan nefret ediyorum. Gecem güzel geçti, komik bir arkadaşımla bol bol mesajlaştık. Ona rekorunu kırdırdım (mesaj yazma).
Sabah erkenden kalktım. Sema hastanede nöbetçi ve başka yere nöbete gideceği için erken gittim. Gece geç yatmış. Kahvaltıyı hazırladım (domates, salatalık, acı minik biber turşusu, zeytin ve çökelekli yumurta). Şefimiz, başhekimimiz cengiz abi geldi. Şehzadebaşına kahvaltıya davetliymiş, çay içti. Sohbet ettik. Güzeldi, hep beraber olmak. Sema gidince yatıp biraz uyudum. ama çok da kaliteli bir uyku değildi. Personel sürekli hasta yakınları ile konuşuyor, hasta yakınları doktordan bilgi almak istiyoruz diyorlar. Bu arada kızlar da diğer odada uyuyormuş. Yemeğe çıkarken kamile hepsini bilgilendirdi. Bu nöbet nasıl geçer bilmem. İnşallah sesiz ve sakin olur.
Annem aradı. Mecburi hizmetin yakında kalkacağını duymuş. İstersen girme, bekle diyor. Hayır gireceğim, dedim. Allah’tan hayırlısı.
Yarın sabah İnşallah hoca gelecek, ben de idareden aldığım kağıdı hocaya ve cengiz abiye imzalatıp, resmen sınav başvurusunda bulunmuş olacağım. Pazartesi mübarek bir gün, benim için de hayırlı ve uğurlu olur İnşallah.
Bu arada bugün ümmühanın oğlunun doğum günü.
21:15. yoğun geçiyor. yukardakileri yazıyordum, kızlar da diğer odalardaydı. cengiz abi geldi. hepimiz asistan odasına geçtik. beraber beyaz gelinciki seyrettik. cengiz abiye kimin kim olduğunu anlattık. yemek hoşumuza gitmedi ve dışardan lahmacun ve künefe söyledik. tam oturduk, çaylarımızı doldurduk, yiyeceğiz aciiillllllll diye sesle kalktık. o hasta (tarfik kazası) biraz uğraştık ama dönmedi, zaten çoktan gitmişti. oturduk tam yiyeceğiz, diğer hasta daha aşağı bile indirilmeden ikinci bir aciiilll sesi. bu seferki genç hasta, bayağı uğraştık, sonunda döndü. 18 yaşında kalp krizi. tam da bugün kızlarla anesteziyi sevdiğimizden, hastaları döndürdüğümüzden bahsetmiştik. kalbi tamamen durmuşken, gayretlerimizle döndü ve şimdi hiç de fena durmuyor. İnşallah yaşayacak. genç bir insanı ailesine geri kazandırmış olacağız. çok yorulduk ama içimiz rahat. dahiliyeci, bizi tebrik edip duruyor. hiç bu kadar genç kalp krizi geçiren görmemiş ve onun yaşında kızı olduğu için çok etkilendi. yemeğimizi yedik. şimdi de acile 50 tane besin zehirlenmesi geliyormuş. kamile gidip oradaki hastalara bakacak. İnşallah artık sakinleşir.

4 Comments:

At 12/12/05 01:15, Blogger :..: said...

yoğun bir gün olmuş doğrusu. kalp krizi geçiren genç arkadaşın yaşıyor olması, hiç tanımadığım bir insan olmasına rağmen, beni de mutlu etti. sağlıkla yaşar inşallah.

 
At 12/12/05 10:14, Blogger zekiyee said...

evet İnşallah. çocuğun özel sigortası olduğu için gece sağsağlim memorial a naklettik.
bundan sonrasını ben de merak ediyorum.

 
At 12/12/05 15:50, Anonymous Özlem said...

Çok akıcı yazıyosunuz.Aralara da hastalarınız girince heyecanla okuyorum.Çok güzel bir mesleğiniz var.Mesleğinizde başarılar.

 
At 13/12/05 14:02, Blogger zekiyee said...

teşekkür ederim özlem

 

Yorum Gönder

<< Home