ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Salı, Nisan 05, 2005

'aradaki 7, 70 ya da 7 bin farkı bulun'

Nöbette yazılan küçük bir not: uzun zamandır özelde Pazar nöbeti tutmamıştım. Neden fiyatının yüksek olduğunu şimdi bir daha anladım. Ya sabah 9 dan beri buradayım ve saat daha yeni 6 oldu. Vakit geçmek bilmiyor. Bu saate kadar tv seyrettim, yattım, yuvarlandım, uyudum, tel. görüşmelerimi yaptım, 2 öğün yemek yedim, salep içtim, polikliniğe gidip bilgisayarda bişeyler yazdım ama yine de vakit geçmek bilmedi. Halbuki bugün sevdiğim birileriyle, sevdiğim bişeyler yapsaydım yada önemli bir sınavda (KPDS,ÖYS) olsaydım, vakit su gibi akar geçerdi.
Evet bunlar nöbette yazıldı. Bu kadar can sıkıntısının ardından saat 7 de koroner yoğun bakıma çağırıldım. Kalp krizi nedeniyle yatan hasta kötüleşmiş saat 8’ e kadar hareket vardı. Masaj, çakmalar falan. Ama işe yaramadı. Hasta öldü. Odaya döndüğümde atv de will smith in güzel bir filmi vardı. Bayağı heyecanlıydı. Patates kızartmamı yerken onu seyrettim. Bir ara fethi aradı. Filmi seyrederken arada onun dediklerine cevap vermediğim için tel inde bozukluk olduğunu düşündü. Heheh. 1 saat kadar ablamla tel de konuştuk. Saat 1 de yattım ve sabah uğur hanımın tel i ile uyandım ve kalkıp hazırlandım ve taksime geldim. Sabah ortopedinin hastasını uyuturken dr murat yoncaya yada bana bakarak( o arada ona hiç bakmadığımdan ve bana söyleyeceğini düşünmediğimden üstüme hiç alınmadan, yoncaya söylüyor zannediyorum.) sen beni şikayet mi ediyorsun ? dedi. Sonra anladım ki bana söylüyor. Önce afalladım ne söylüyor bu adam diye. Sonra anladım ki duygu ufaktan eşine ayşegüldeki konuşmalarımızı anlatmış. Tabii kızlar her şeyi eşlerine söylerler. Annemden ve ablamdan biliyorum. Duygunun eşi için çok hareketli birisidir dedi. Ben de benim arkadaşım da öyle kıpır kıpırdır ve çok hareketlidir bakmayın biraz kilo aldığına, dedim. Yani sabah sabah ameliyathanede sevgili arkadaşım duygu ve eşinden konuştuk. Öğlene kadar ameliyathanede çalıştım. Arkadaşlarımın eksikliklerini hissediyorum. Öğle yemeğine çıkmak için hiç kimseyi bulamadım ve ürolojiden yeni bir asistanın yanında yemek zorunda kaldım. Halbuki arkadaşlarım olsa yemek vakitlerini bana göre ayarlarlardı ve birlikte yerdik. Saat 3 te nöbeti devralmadan koşturarak savoya gittim ve yalnız başıma tatlı yedim. Nöbet dolu bir şekilde başladı ama sakinlik istiyorum. Biraz uykum var, uyumam lazım. Yarına 2 tane tez vakası buldum. O yüzden yarın da çalışmak zorundayım. Aslında hastalardan biri uyumak ,istemiyor. Ameliyathanede uyumayacağım diye tutturursa 1 hastam kalmış olacak.
Dün aklıma bişey geldi. Arzucum kahirede beymen mağaza açmıştı. Eğer görürsen fiyatlarına bakar mısın? Burayla fiyat farkı var mı acaba? Eteklerin fiyatlarını sorarsan anlayabilirim. Düğünde geleceklerin sayısı ve kimler olacağı sürekli değişiyor. Şimdilik babam gelmiyor, ablamız eşi (şıuayip abi) gelmiyor. İlave olanlar ise kuzenlerim arife ve eşi (aynı zamanda o da kuzenim oluyor) İsmail abim geliyor ve tabii 3 tane çocukları. Tabii İsmail abim geliyorsa belki Şuayip abi de gelir. Aynı hafta sonu Ayşenur da okul arkadaşlarıyla birlikte istanbulda olacak. Topkapı sarayını gezeceklermiş ve tatilyaya gideceklermiş. Hidayet de o hafta sonu yurt dışına çıkıyormuş. Annem ülke isimlerini aklında tutamadığı için henüz nereye gittiğini öğrenemedim. Bugün ablamız doğum günü. O artık 33 yaşında. Görmese bilmese bile ben yine de buradan da doğum gününü kutluyorum. İyi ki varsın ablam! İyiki varsın ve bana destek oluyorsun. Kıymetini bu sene daha iyi anlıyorum. Dertlerimi, sıkıntılarımı paylaştığın ve bana destek olduğun için teşekkürler. Seni çok seviyorum. Sen olmasan hayat daha zor olurdu.
Evet ben bunları yazdıktan sonra bir ameliyat çıktı. 9 yaşında bir çocuğu uyuttum. Yeknisyenle diziler hakkında konuştuk. Bir İstanbul masalını bereber seyredelim diye anlaştık. Biraz gazeteye baktım. Radikalde bir haber dikkatimi çekti. Büyük şehir belediyesi ‘aradaki farkı 7,70 ya da 7 bin farkı bulun’ sloganı ile, yarışma başlatmış. Gökkafesli ve gökkafessiz İstanbul resimlerini yayınlayarak en az bir en çok 100 kelime ile iki ist. Resmi arasındaki farkı en iyi yorumlayan kişiye ödül olarak ücretsiz sanatsal etkinliklere katılma ve tarihi mekanlarda gezi imkanları sunulacakmış. Ben de gökkafesin İstanbul da fazlalık olduğunu düşünen biri olarak belki arkadaşım handan güzel bir şeyler yazar da onunla bir kez daha gurur duyarız diye düşündüm. Tabii o bu yazımdan ne zaman haberdar olur bilinmez. Ben yine de adresi vereyim. istanbulbulteni@ibb.gov.tr .Allah tan güzel bir nöbet diliyorum.

4 Comments:

At 5/4/05 00:16, Blogger zekiyee said...

ya şu yazıyı göndermekiçin o kadar uğraştım kisonunda tarih 5.4.2005. oldu. bir istanbul masalını seyrettik.o başlamadan da güler hemşirenin yaptığı melemeni yedik.

 
At 5/4/05 10:09, Blogger Koyubeyaz said...

Benim anlamadigim nokta, tum saglikcilar bir olum oldugunda yada olumcul bir hastaliga yakalanan biri hakkinda yada ameliyata girecek biri icin bu kadar basit ve siradan birseymis gibi davranir. Rastladigim tum saglikcilar ayni tepkiyi veriyor. Acaba kendi aileleri hakkindada bir karar verildiginde bu tavir devammi ediyor, farklilasiyormu?

 
At 5/4/05 16:42, Blogger zekiyee said...

ameliyat ve ölümler işimin ve tabii hayatımın bir parçası. ailemden ve ya sevdiklerimden birinin hastalanması ise her zaman başıma gelen bişey değil. tabii ki aynı şekilde olmuyor. illa yakınımız olması gerekmiyor. bir insanı sapasağlam görüp sonra önüme gelmesi de beni etkiliyor.

 
At 6/4/05 00:28, Blogger zekiyee said...

koyubeyazın sorusu beni düşündürdü. ve handanı hatırlattı. sürekli o da dr ları eleştirip durur. ben her zaman derim, Allah kimseyi hasta etmesin ve hastaneye düşürmesin. korkunç bişey. zaten ben kendim de dr ları hiç sevmem tabii hasta olduğumda. kolay kolay doktora da gitmem. dr ları da ilaçları sevmediğimden her kış bir kaç ay öksürüğüm geçmiyor. sürekli uzmanlardan azar işitiyorum. tel de annem anlamsın diye konuşmaları kısa tutuyorum vs vs.

 

Yorum Gönder

<< Home