ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Cumartesi, Nisan 16, 2005

paralandım

bugün ayın 16 sı ve benim maaşım da dönerim de yatmış. artık nakit para kullanabilirim. 2 hafta içinde 2 döner daha alacakmışız. İnşaallah duyumlar doğrudur.
Dün eve gittim. Ev tel faturasını görünce 146 dan bağlanmanın hiç de iyi bir fikir olmadığını anladım. Kolay kolay bağlanmam artık. Zaten Çarşamba annem, ablam ve çocukları, kuzenim ve çocukları ve annesi (teyzem) ve erkek kardeşim berat gelecek. Onlar gelince nete girecek vakit olmayacak. Bir hafta kalacaklar. O kadar kişiyi nasıl gezdireceğim bilmiyorum. Şimdi hastanedeyim. Bu ayki son nöbetim. Sonra İnşallah rahatım. Yan tarafta hemşireler kısır yapma planları yapıyorlar. Bana da çay demlemek düştü. Burada yapılan kısır da öyle güzel oluyorki.. sabah sema erken kalkayım diye tel açtı. Halbuki ben çalar saati kapatıp tekrar yatmayı planlıyordum. Mecburen kalkıp erkenden hastaneye geldim. Birlikte kahvaltı ettik. Ve o vatana nöbete gitti. Yarın da 29 mayısta ve pazartesi de burada nöbetçi. Bu tempoya nasıl dayanabiliyor bilmiyorum. Sanırım 6 gün boyunca eve hiç gitmeden nöbet tutmuş olacak. O gidince yerimi hazırladım ve hemen yattım. Saat 2 ye kadar uyudum. Bir ara Sebahat aradı. Uyku sersemi konuştum. Hatırladığım kadarıyla tubanın kızı olmuş. Ayşegülün dediği gini nisan 1 de. Sonra kill bill ‘in şarkısını kim söylüyordu diye sordu. Ben de cevapladım ve kapattık. Uyanınca merak ettim ne yapacak diye. Önceki gün yengemle aramızda küçük bir sürtüşme yaşandı. 4 yıldır bir odam onların eşyaları ile dolu. Şimdi getirmek istediği yatağı kabul etmedim diye bir sürü surat yaptı. Keyfini kaçırmışım, heves bırakmamışım. Bunda zaten heves edecek ne var ki dedim. Acayip bozuldu. Ben de bozulmuştum zaten. Akşam uykularımı onların gürültüleri yüzünden uyuyamıyorum. Bir de her zaman yalnızca kendini düşünüyor. Bence çoğu zaman çocuklarından bile daha çok kendini düşünüyor. Ne bileyim bana ters geliyor. Bizde annem hep bizi düşünürdü. Kendisi ikinci planda olurdu. Her zaman o haklı ve bu da beni acayip kızdırıyor. Ve o kadar inatçıki kesinlikle hatalarını kabul etmez. Her zaman yağ gibi yukarı çıkar. Bunları onun yüzüne söylesem yüzünün halini aklıma getirebiliyorum. Gözlerini sonuna kadar açacak ve benim haksız olduğumu, kendisinin çok hassas olduğunu (bu hassas olması da beni öldürüyor.(neden bu kadar çok ölüyorum onu da bilmiyorum)) ben o kadar hassas olmadığım için onu anlayamayacağımdan vs bahseder. Benim hakkımda ne biliyor ki? Hiç bir şey. Beni tanıdığını zannediyor ama yanılıyor.
Ali şimdi markete gidiyor kısır malzemelerini almaya. Hemşireler hala yan odada yemekten konuşuyorlar. Ablam bugün açık öğretim sınvalarına girecekti. Sanırım şimdi sınavdadır. Evlerinde de misafirler var. Annem ve teyzem de onlarda. Belki görümcesi evlenecek. İnşallah. Düğüne bişey kalmadı. Yarın kuaföre gitmem lazım. Tel açıp randevu almam lazım. Nöbetten çıkıp direkt kuföre giderim daha da evden çıkmam. Evet asumanı aradım evde yatıyormuş, hasta. Yarın kuaförde olacak. Randevumu aldım. Ya yazacak ne var başka hatırlamıyorum. Dün kahvaltıda Gökhan abi ile Cengiz ağabeyinin odasında oturduk ve dedikodu yaptık. Yani asistan geliyormuş, pazartesi. Ondan bahsetti biraz. Bekar be tipi de fena değil diyor. Biz soramayız diye o evli olup olmadığını sormuş. Bir alem adam. Ben şimdi gidiyorum.üstümde bir ağırlık var canım hiçbişey yapmak istemiyor. Biraz daha mı yatsam acaba.

2 Comments:

At 22/4/05 23:33, Blogger ak said...

zekiye bir anda aska geldim ve blogumu olusturdum.incimercan.blogspot.com
hazine sandigima beklerim:))

 
At 25/4/05 23:15, Blogger ak said...

ya nerdesin sen???insan incimercana ugrayip soyle bir bakar,hayirli olsun der,kacti kahve icmeye geliyorum ama ben..kuserim bak

 

Yorum Gönder

<< Home