ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Pazartesi, Nisan 11, 2005

pazartesi

Sabah daha doğrusu öğlen annemin telefonuyla uyandım ve sesime sanki çoktan uyanmış tonu vererek konuştum. Sürekli fikir değiştiriyorlar. Ama bu sefer galiba kesin çünkü biletlerini alacaklarmış. Düğüne yakın geleceklermiş. Erken gelirse çok uzun kalmış olurmuş. Sene başında söz vermişti ve ben ne kadar gelmeyin desem de beni dinlemeyecekmiş, beni bir daha yalnız bırakmayacaklarmış, ablamdan hemen sonra (şubat tatilinde) o gelecekmiş….miş de miş.. hepsi hikaye. Geri dönüşü şimdiden planlıyor. Hidayet fastan döndüğünde onunla dönerim diyor. Ben de gerek yok. Daha önce birlikte döneriz dedim. Ama tabii şimdiden plan yapamıyorum. Öğlende kalktım ve kahvaltıdan sonra büyük bir hızla bil. başına oturdum ve dedim ki erkenden oturup böyle güzel güzel yazmak (tez) ne iyiymiş. Ama kendi kendime nazar değdirdim. Önce saimeyi aradım evde yokmuş, güzellik kursundaymış. Arar ve bana fırça çeker sen beni niye hiç aramıyorsun diye. Gerçi bir ara gitmem lazım. Görüşmeyeli sanki bir asır oluyor. Sanırım cimriye gittiğimiz gün görüşmüştük. Sonra aklıma fastan isteyeceklerim geldi ve dekorasyon dergilerimi çıkardım ama henüz aradığım sayıyı bulamadım. Sonra nete girdim güya pubmed den 2 yıl önce yaptığım çalışma için tarama yapacaktım ama önce bloglara bakayım dedim. Ya kızım sana ne milletin hayatından sugibi, koyubeyaz (Allahtan bişi yazmamış), nilin günlüğü, ne bileyim daha bir sürü bloga baktım. Ve sonra kızım sen geri zekalı mısın? Otur tezini yaz dedim ve bir 10 dakikalık aradan sonra oturup tezimi yazacağım. Bu arada tv yi de kapattım (alyazmalım vardı, onu ne zaman izlesem üzülüyorum) ve radyoyu açtım. Böylece evde ses var ama görüntü yok. Radyoda insanları affetmekten bahsediyor. Birileriyle küs kalmak benim için bir işkenceye dönüşüyor. Çünkü ben konulmadan duramam. Ablam da ilk hamleyi yapanın benim olmam gerektiğini söylüyor. Bu ara konuşmadığım o kadar çok kişi var ki. Ve bu insanlar bana gıcık oluyorlar. Benim de konuşmamak için bahanelerim var. Bilmiyorum ne yapsam. Bari bundan sonra kimseye gıcık olmamaya çalışayım. Milletin bana gıcık olması umrumda bile değil. Ben iyilik meraklısı hanım evladı herkesin seveceği bir tip değilim ki beni herkes sevsin. Önemli olan sevdiğim insanları kaybetmemem.
Radyoda çelik ‘bu şehirde sana aşık biri var’ı söylüyor. Ne garip bana üniversite yıllarımı hatırlattı. Yollarda az mı dinlemiştim bu kasedi. Ne günlerdi. Boş, boş, kafa da dert yok sıkıntı yok. Sadece ders başka hiçbir dert tasa yok. O günlere geri dönmeyi çok isterdim. 1996 ya değil ama. O yıl benim için çok sıkıntılı bir yıldı. Annemler o yıl beni zorla evlendirmeye kalkışmışlardı. Ümmühan ingilteredeydi. Evde tek çocuk. Ne sıkıntılı şeymiş tek çocuk olmak. Bütün ilgi alaka sende. Yediğime, içtiğime bile karışıyorlardı. Ümmühan gelince onunla kavga etmeyeceğim diye kendi kendime söz vermiştim. 1 seneye yakın da sözümü tuttum. Tez danışmanım esra hanımın dediğine göre en güzel yıllardaymışım. Ama ben hiç öyle hissetmiyorum. Eski neşem, tadım, tuzum yok. Eskisi kadar mutlu olmayı öyle çok isterdim ki. Bunun için de Allah’ a dua etmekten başka şansım yok. Sığınabileceğim bir tek O var. Zaten sığınacağın bir yer olmayınca hayat çok daha zor olurdu.
Ayşegülü aradım ama evde yok. Çorluyu ayşe teyzeyi arayayım dedim ama sonra vazgeçtim. Bu arada süheyla teyzeyi de hiç aramıyorum. Handan dönünce görüşeceğiz ve bana çok kızacak.
Dışarıda acayip güzel bir hava var. Sema vatanda nöbetteymiş. Hastaneden aradım. Hoca bugün beni aramış. Meğer önemli bişey yokmuş, kolyesi dağılmış onu yaptıracakmış. Nöbet listesi ile ilgili elemanın birini hocaya şikayet edeceğimi söylüyordum (küçük çocuklar gibi şikayeti elemandan öğrendim) sema artık şikayet edebilirsin, dediğin gibi değişiklik yapmışlar diye hatırlatmada bulundu. Değmez, onlarla uğraşıp da canımı sıkmayacağım dediğimde sema şok oldu. Hayırdır ne oldu sana dedi. Biraz ona benzeyip gamsız olsam ne iyi olacak.

6 Comments:

At 11/4/05 23:48, Blogger zekiyee said...

bir istanbul masalını seyrettim, yatacağım. tüm gün boyunca bil. başında oturmaktan sırtım çok fena ağrıyor. yarın hayriyeye masaj yaptırsam hiç fena olmayacak.
annem aradı. baban niye geliyor diye soruyor diyor. hem kendileri gel dediler. hem de şimdi niye geliyorsun diyorlar. çok meraklıydım samsunlarına.

 
At 12/4/05 00:05, Blogger ak said...

ya ben bi sey soracaktim unuttum...of ya simdi geri donup tekrar yazini okumam gerek.ya ne dir bu unutkanlik..ben hep boyleyim ve dil ogrenmek icin taaa elin misirlisinin vatanina geldim sevdigim onca seyi birakarak..dur bi yazina bakip geleyim

 
At 12/4/05 00:07, Blogger ak said...

hih okuyunca hemen aklima geldi soru..bu guzellik kursu neyin nesi?guzelligin kursu mu olurmus?nasil guzel olunur,guzel olmanin 10 sarti,guzel kalmanin 100 sarti...kardesim guzelsen guzelsindir...zorlamanin ne anlami var ki..

 
At 13/4/05 11:29, Blogger zekiyee said...

akıllım arzu güzellil merkezi açmak veya orda çalışmak için artık avrupa birliği yüzünden sertifika olması şartmış. eee o da bağdat caddesinde hayri kozakçıoğlunun kızıyla muayenehane açtıya orası aynı zamanda güzellik merkezi. cilt bakımı, epilasyon vs yapılıyor

 
At 13/4/05 11:58, Blogger zekiyee said...

arzucum akşam sana bonusun yeni reklamını anlatacağım. acayip güzel birşey. şimdi hazırlanmam lazım,yoksa çapaya yine geç kalacağım. bugün hava çok güzel, çapadan çıktığımda İnşallah piyer lottiye gideceğiz.

 
At 15/4/05 21:45, Blogger ak said...

ey avrupa sen adama neler yaptiriyorsun..sanirim avrupa birligi vatansadligi icin guzel olma sarti kosulacak...hem turk hem de cirkiniz...asyaliliga de\vam

 

Yorum Gönder

<< Home