ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Cumartesi, Nisan 30, 2005

sıkıntı ve muz kabuğu

Ağzımda garip bir tat var. Sanki yeşil çivril (sakız)(bugün bu sakızın tadına biraz benzediği aklıma geldi) tadı gibi. Son zamanlarda bazen ağzımda bu tadı hissediyorum. Ve neden acaba diye de düşünüyorum. Acaba dişlerimle ilgili bir sorun mu var? Diş taşı? Zuhale gitmem mi gerekiyor? Apse yapan dişim yüzünden bir haftadır antibiyotik kullanmasam faranjit? diye düşüneceğim. öğlende ameliyathanede bişeyler yazmıştım ama diskete kaydettiğim halde şimdi açamadım. Yazdıklarım boşa gitti. Eve geleli 1 saat oldu. Çok geç geldim. Telefonumun şarjı da bittiği için annem uykudan uyanıp aradı, neredeyim diye. Eve geldiğimi beni bulamazsa semayı aramasını, cep tel inde semanın numarasının kayıtlı olduğunu söyledim. Eve yeni geldim ve geldiğimde canım çok sıkkındı. Motorda karşımda oturan avukat iki bayanla bayağı sohbet ettik ama ben sanki dokunsan ağlayacak durumdaydım. Neden? Kim bilir? Karın ağrısı, mide bulantısı…ayşenura dediğim gibi kendi kendimi hasta ediyorum. Ama eve geldiğimde bir tel le her şey biraz daha iyi gözüktü gözüme. Sema olmasa ne yapardım? Allah bilir! Şimdi başlangıçta da dediğim gibi kötü hissetmemle değil, ağzımdaki garip tatla ilgileniyorum.
Dün akşam eve geldiğimde kurtlar vadisi başlamadan 10 dakika içinde bugün ne giyeceğime karar vermek için bir sürü kıyafet giydim çıkardım. Bahara uygun bir kıyafette karar kıldım. Zaten uzun zamandır e hırkayı ve eteği giymek istiyordumama bir türlü hava yeterince güzel olmadı. Sabah uyandığımda yağmur sesini duydum. Ve planladığım kıyafetleri giyemedim.
Ameliyathanede bugün bol bol riskli hasta var. Ve ben öğleden sonra da çalışacaktım. Kahvaltıyı neclanın getirdiği bol çeşitli ve lezzetli Cuma kahvaltısı ile yaptık. Öğlende sabah biraz fazla yediğim için savoya gittik ve tatlı yedik. Öğlenden sonra 2 de vakalar bitti. Sadece ürolojinin bir hastasını 10-15 dakikalığına acil uyautacaktık ama hasta ortalarda olmadığı için saat 3 e kadar bekledik. Beklerken de bol muhabbet, gırgır, şamata, karlıoğlu kuruyemişten alınan taze çekilmiş türk kahvesi ile kahve ve peşinden de teknisyenlerin baktığı kahve falı. Bu da Cuma günü bizi en çok eğlendiren olay. (handan eskiden falıma hep sen bakardın). Pazartesi için kendime bir tez vakası buldum. 65 yaşında prostatlı bir hasta.
Aaaaaaaaaa tv de bugün savoyda gördüğüm adam. Savoyda bugün aynı anda 3 ünlü vardı, farklı masalarda. Ayşegül aldinç, bütün çocuklarımdaki zührenazın eski sevgilisi ve bu adam. Kim olduğunu bilmiyorum.
Dışarıda acayip yağmur başladı. Üstümüzü giyip biraz bekledik.
Ahmet mümtaz beymiş. Kurşun yarasında oynuyormuş. Evet şimdi hatırladım. Şu okula gitmemiş ama şiir yazan, kaymakamın kızkardeşini seven adam. Üstünde aynı kıyafet vardı. Yeni bir film çekilecekmiş de orada oynayacaklarmış. Bir taraftan tv de hannibal ı izliyorum. Ahh firenze.
Neden bahsediyordum? Ha hatırladım. Yağmur biraz azalınca çıktık, sinepopa gidene kadar sırılsıklam olduk.
Aslında o kadar yorgunum ki hala niye oturmuş yazıyorum bilmiyorum.
Sema ile ersin pizza huta gidip 2 tane büyük pizza aldılar.(ersin bizim yeni asistan, aynı zamanda göğüs hastalıkları uzmanı, tunceliye tayini çıkınca gitmemek için tekarar tusu kazanıp bize geldi. Ama gözünün yaşına bakmıyoruz onu çömez olarak kullanıyoruz. Şaka) 8 kişiydik. İlk oyunda Meryem 5 erkeği geçerek 1. oldu. Sema sonuncu ve ben de 7.oldum. 2. oyunda Bülent gitti. 7 kişi kaldık. Sema sonuncu, Meryem 6. ve ben de 5. oldum. Hiç olmazsa önceki oyunun birincisini geçtim. Savoyda tatlı ısmarlayacağız. Saat 6 da bitti. Bu arada pizzaları yedik. Herkes dağıldı. Fethi ve sema ile her zamanki yerimize dilek peraya gittik. Tatlı yedik, çay içtik. Bu dönemde kendimi kötü hissetmeye başladım. Kokular, yorgunluk, can sıkıntısı… 21:30 a kadar konuştuk. Daha doğrusu ben ilk başta konuşmalara katıldım, sonra sustum. Genelde ikisi devam etti. Benettonda ayrıldık. Fethi hastaneye arabasını almaya döndü. Yürüdük ve meydanda konuşmamız gerektiğine karar verdik. Meydandaki kafeye girdik. Türk kahvesi içtik ve 1 saatten daha fazla orada oturduk. biribirimize daha önce hiç bahsetmediğimiz şeylerden bahsettik. Konuştuk.. konuştuk.. ağladım.. ağladım… ama rahatlamadım. Sanırım ağlamamın ve sıkıntımın nedeni aynı olmadığı için. Sonra ayrıldık. Üsküdara geldiğimde taksicilere sinir oldum. Daha doğrusu sinirimi onlardan çıkardım.
Ne kadar uzun oldu. Aslında buraya bunları yazmak yerine, günlüğüme gerçek duygularımı yazsam daha iyi. Ama çok yorgunum. Saat de çok geç oldu, belki yarın.
Arzu yazdıklarımdan neler çıkarıyorsun? Benim için neler düşünüyorsun bilmiyorum.

3 Comments:

At 30/4/05 21:10, Blogger ak said...

ne mi cikariyorum;aysegule dedigin gibi kendini hasta ediyorsun ve buna ek olarak,elimizde ne kadar kaldigini bilmedigimiz guzelim omrunu heba ediyorsun.zekiye niye kendine bu kadar aci cektiriyorsun?kendini dusunmiyorsan bile,hayatinda yer alan ve seni cok seven onca insana karsi sorumlulugun var,dost olarak,evlat olarak,kardes ve abla olarak,teyze olarak,kuzen olarak ve elbetteki doktor olarak.bunlari ilk soyleyen ben degilim,handan da seninle buna dair konusma yapmisti hatirlarsan..zekiyem,bugunun kiymetini bil,yarin ne olacagini bilmiyoruz,sen yarin icin endiselenip duruyorsun.yarin olsun o zaman yarinin ustesinden gelmeye bakarsin.ama bugundeyiz degil mi?ve ben seninle bugun,mutluluktan,sevincten,huzurdan,inanmaktan,sevgiden bahsetmek istiyorum,yarin da bunlara daha guzel yeni konulari ekleyerek konusacagimizi umit ederek...

 
At 30/4/05 21:11, Blogger ak said...

pardon aysenur ya....ozur dilerim

 
At 30/4/05 21:49, Blogger zekiyee said...

canım benim

 

Yorum Gönder

<< Home