ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Cumartesi, Haziran 25, 2005

bir kaç günün ardından

Salı günü benim için önemli bir gündü. Belki de hayatımın dönüm noktası olur, belli olmaz. 22 haziran, cafe fotoğraf.
o gün cafe fotoğrafta otururken amcam aradı, yurda dönmüş ve akşam bana gelecekmiş. Önce alman hst e uğradım. Sonra koştur koştur eve gittim. Evi toparladım, yemek yaptım. Amcam geldiğinde tüm işimi bitirmiştim. Fotoğrafta sema ile yemek yediğimiz halde amcamla tekrar yedim. Bol bol gezisinden bahsetti. Bana hediye elbise almış. Hemen boynuna sarılıp, onu öptüm. Biraz şaşırdı, böyle bir şey beklemiyordu. O kadar da önemli değil falan dedi. Ne yapayım annemler bana böyle öğrettiler. Bana hediye verildiğinde ben sevincimi tüm içtenliğimle gösteririm.
O gece hidayetle sonra da beratla konuştuk. Berat bayağı sıkıntılı, işini sevmiyor. Yapacak fazla da bir iş yok, tüm gün oturuyorum diyor. Üzgünüm elimden bişey gelmiyor.
Dün sema ve fethi ile savoyda biraz oturduk. sonra sema ile taksiye atlayıp nişantaşına gittik. nine west’e indirim gelmiş. Geçen hafta aldığım ayakkabı ve çantaya %30 indirim gelmiş, sinir oldum. Sadece 1 kez giymiştim. İkimiz de çanta aldık hem de 1 den fazla. Ne olacak bu kadar çanta? Bu kadar ayakkabı? Bugün ameliyathanede ayakkabı koleksiyonun mu var diye soruyorlar.
Sonra hızlı hızlı stefanele girdik. (bu arada 30 dk içinde nöbette olmam gerekiyordu) almak istediğim çantaya baktım, indirimde olmasına rağmen hala çok pahalı. Koştur koştur park bravoya gittik. nihayet sezonu başında gördüğüm yeşil ceketi buldum hem de %50 indirimle. Sonra nöbete gittim. Fena geçmedi.
Bugün acil ameliyathanedeydim. Çalışmadım desem yeridir. Sabah kahvaltıyı serviste, 1004’te (asistan odası) yaptık. bu seferki kahvaltıyı hemşireler hazırlamış. Bol hamurişi vardı ama hiç birinden yemedim. Bu arada ben hala rejime başlayamadım. Doğrusu benimkine rejim denmez sadece sabahları poaça yemek istemiyorum. Onun için iki hafta önce light süt ve nestfit aldım. Ama hala paketini açmadım.
Acil ameliyathanede iki teknisyen kavga etti, güya ben de uyku pozisyonuna geçiyordum. Hemen orayı terkettim. Öğleden sonra ameliyathane balkonunda milletin nöbet listesi şikayetlerini dinlemekle geçti. Neden listeyi eskisi gibi ben yapmıyormuşum? neden hiç sesimi çıkarmıyormuşum? ben şefin gölgesi değil miymişim? Çıkışta önce sur altına gittik. (adı böyle miydi ki?) oynayan çocukların sesi ve self servis olmasa çok daha güzel olur. Sessiz sakin bir yer. Oturuken tel geldi. Beymen club dan arıyorlarmış. 1 temmuzda indirim geliyormuş, erken gelirseniz istediklerinizi ayırırız diyorlar. Aklıma geçen sene geldi. O zaman da yavuz aramıştı, metrocityden. Ben de yurt dışına (İtalya) çıkıyorum, çok yoğunum gelemem demiştim de gerçeği söylememiştim. O dönemde nato zirvesi vardı ve hastanede toplantı yapılmıştı. Biyolojik bomba atılması bekleniyor diye. Bombalama olursa görevli olacak kişiler bile belirlenmişti. Sema birkaç gün bende kalmıştı. O dönemde işten doğruca eve gidiyorduk. Alışveriş merkezlerinden ve istiklal caddesinden uzak duruyorduk. Tabii bunu o zaman yavuza söylesem bana gülerdi. Kısacası pazartesi kualalumpur-pattaya-bangkong gezisi için gideceğimiz ets dışında bir de metrocitiye gitmem gerekiyor.
Biz orda otururken yağmur başladı. Kaç kere yer değiştirdik ama yine de kendimizi yağmurdan koruyamadık. Koştur koştur arabaya bindik. Dolmabahçede çay bahçesine gitmeye niyetlendik ama nedense orası kapalı idi. Malta köşküne gittik. yağmur dinmişti. Bahçede oturduk. bahçe mobilyaları vardı ve her masa üstünde bir saksı fesleğen. Koklaya koklaya bir hal aldık. Ne hoş kokan bir bitki. Malta köşkünün manzarası, yemekleri çok güzel ama ben en çok orda tuvalate gitmeyi seviyorum. Tuvaletin içinde eski alaturka kocaman bir tuvalet var. Out of order yazıyor. Tabii türkçesi de. İçeride kocaman bir Venedik aynası var. Muhteşem bir şey ama biraz eski. Tuvaletin içinde olduğu oda da çok güzel. Yine kocaman bir ayna var. Karşısında da 4 tane geniş çerçeveli küçük ayna var. Ben boğa burcuyum ve böyle yaldızlı, gösterişli şeylere bayılırım.
Eve geç geldim. Mutfağa baktığımda çok şaşırdım. Çarşamba ben evden erken çıktığım içi yedek anahtarı amcama bırakmıştım. Evden çıkarken kapıyı kilitlemesini, anahtarı da samsuna gittiğinde anneme vermesini söylemiştim. Amcam tüm mutfağımı buzdolabı da dahil toparlamış. Amcama teşekkür mesajı çektim. Şarjım bittiği için tel im bir müddet kapalıydı. Ablamı ve bazı arkadaşlarımı aradım. Sonra da hemen nete girdim. Ben girmeyeli koyubeyaz ne kadar çok şey yazmış. Arzu da yazmış ama messengera yazdıklarıma bir yorum getirmemiş. Bugünkü cep tel e gönderdiği mesaja da cevap vermedim. Çünkü hem çok müsait değildim hem de cevabı tam bilmiyorum.
Handan heralde nete giremiyor. Ne sayfaya bişey yazmış ne de (arzuya yazdıklarımı copy leyip ona da göndermiştim ) messengera bir yorum getirmiş.
Nöbette Ayşegül aradı. Yarın yazlığa taşınıyor. Artık eskisi kadar sık görüşemeyiz. Bu hafta kızlaı davet edecekmiş. Maalesef her gün çalışacağım için gidemiyorum. Bu arada sağolsun Leyla da kına gecesine davet etmiş. Ona da gidemem.
Portakal ağacının haticesi dönmüş. Sayfasında yeni yazılar görmek beni çok mutlu etti. yorumlar bölümünü kapattığı için bir hoşgeldin bile diyemedim. tanışacağız bir gün bir yerde ama ne zaman ve nerede bilemiyorum. Hatice deyince aklıma bir de aslı geldi.telesekretere mesaj bırakmış ama ben sürekli aramayı unutuyorum.
Dün canım yeğenim M. Emin babaannesi ve dedesi ile köye gitti. Ayşenurun tüm ağlayıp sızlanmalarına rağmen gitti. Daha doğrusu gitmiş. Gitmeden de beni arayıp vedalaştı. Bakalım onunla konuşmadam ne kadar dayanacağım. Görmediğim halde ablamın tel ine o çıktığında konuşuyorduk ve benim özlemim öyle biraz olsun gidiyordu. Geçen yaz ilk defa gittiğinde kilo almış, boyu uzamış ve yanakları köylü çocukları gibi kızarmış bir şekilde dönmüştü. İlk geldiğinde öyle şekdi ki, sonra hemen aldığı kiloları tekrar verdi. Bakalım bu sefer nasıl dönecek? Ayşenur onun gitmesine çok üzülmüş. Ben de ümmühanın 15 temmuzda büyük bir ihtimal yanıma geleceğini, onunla birlikte gelesini, gezceğimizi ve alışveriş yapacağımızı söyledim. Hemen ‘teyze telefonu anneme veriyorum’ dedi. Bu ‘gelmiyorum’ demek oluyor. Bu kız niye böyle?

4 Comments:

At 25/6/05 10:10, Blogger Koyubeyaz said...

Doktor Hanimcim benim cok sey yazdigimi soyluyorsan sen cok uzun zamandan beridir gelmiyorsun buralara demektir. Birde su bombolama olaylari yine olursa bizede haber ver :)) Bir yerde bumbum olmayalim. Seyehatinin muhtesem gecmesini dilerim. Aliyeyi seyrederken doktorlari gorunce sen geliyorsun aklima bunuda demeden edemicem.

 
At 25/6/05 20:04, Blogger zekiyee said...

ok. eğer öyle bir haber olursa muhakak sizlere de ulaştırırım. nitekim o zamanlar tanıdıklarıma kalabalklarda dolaşmamalarını söylüyordum. sizleri de mukakkak ki uyarırım. seyahatimin yönü hala ta belli değil. muson yağmurlarının zamanını tam olarak öğrendiğimizde belli olacak. çok sağol. uzun zamandır nete giremediğim de doğru. girsem de sadece kendi sayfamdaki yorumlara bakıp çıkıyordum.
geçende harbiyede gittiğim konserde aliyedeki anestezi doktoru rolündeki kızı (denizin eski sevgilisi) normal hayyatta hiç de gıcık birisine benzemiyordu. güzelce bir kızdı.

 
At 26/6/05 21:46, Blogger ak said...

zekiyecim,ben gelmeden butun gezilerini gerceklestir,geldikten sonra butun zamanin bana ait.keske leylanin kinasina gidebilsen,ne cok isterdim orda olmayi...

 
At 27/6/05 08:42, Blogger zekiyee said...

ben de çok isterdim ama olmuyor işte. dün ankaradan bir arkadaşım aradı. günseli, tus kursundan arkadaşım. 10 temmuzda düğünü var ona davet ediyor. ama ona da gidemiyorum. yıllık izin ve ümmühanın gelişi olduğu için sık sık nöbet tutmak zorunda kalacağım.

 

Yorum Gönder

<< Home