ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Pazartesi, Temmuz 11, 2005

kızılcahamam

Eve geldim. Gelir gelmez de üstüme rahat bişeyler giyip bilgisayar başına geçmek oldu. Ben yokken neler oldu merak ettim. Ama anlaşılan pek bişi olmamış. Gitmem çok iyi oldu. Şimdiye kadar yapmadığım şeyler yaptım. Cuma günü alelacele hastaneden çıktım. Otobüs yolculuğum çok uzun sürdü. 6.5-7 saatte ankaraya vardık. Ablamlara bolu’da mola verdiğimizde tel açtım meğer o saatte söğütözüne gitmişler, beni beklemeye başlamışlar. Zavallılar benim yüzümden bayağı eziyet çektiler. ablam ve eşi şuayip abi birlikte dikkatli dikkatli bakarak yolu çıkardılar ve kızılcahamama vardık. Kız kardeşimi, bebeğini, kayınvalidesi asiye ablamı (amcamın kızı), ayşenuru görmek çok güzeldi. Evleri de çok güzeldi. İlk gece sabah ezanına kadar yatmadık, konuştuk.

aslında uzun uzun yazacaktım ama yüksek yerlerden emir geldi. yoksa bir de bu saatte (23:45) oturup günlük mü yazacaksın? 5-6 saatlik uyku ile günlerce duramazsın, güzelce uyu. ben de ablamla konuşup yatacağım, o da yat diyor.
kızılcahamamda hava çok güzeldi, gündüzleri sıcak akşamları ise serin. burası ise son derece sıcak. bakalım bu gece nasıl uyuyacağız?
bu arada yazmayacağım diyorum ama yazayım. cuma günü jujube nin ehliyet sınavını unutmadım ve ona 2 tane ayetel kürsi okudum. İnşallah iyi geçmiştir.
yarın acildeyim daha doğrusu bu hafta her gün acil ameliyathanedeyim. hastanede vakit bulursam yazarım. şimdilik hoşçakalın.
Hastanedeyim,cengiz abinin odasında. Kbb nin vakaları bitti. Şimdilik acil yok. Oda şimdilik boş. Kimse gelmezse güzel güzel yazacağım.
Cumartesi sabah güya geç kalkacaktım ama ne mümkün. Şuayip abi 8:30 da kalktı ve kahvaltı demeye başladı, sonra evdeki 2 küçük çocuk, sonra ayşenurun gelip teyze kalkmıyor musun demeleri yüzünden sonunda pes edip kalktım. Diğer sabahlar da böyle olacağı için akıllılık edip kendim kalktım ve her sabah fitness a giden ümmühana takıldım. Daha önce hiç spor salonunda aletlerle çalışmamıştım. Sadece çorluya gittiğim zamanlarda arzulardaki koşu bantında yarım saat kadar yürürdüm. Bayağı hoşuma gitti. Kalori yakmanın ne zor olduğunu, yediklerimi daha dikkatli yemem gerektiğini anladım ama ablam pek anlamıyor. En sevdiğim yemekleri yapmaya çalıştı. Güya zayıflayacağım, bol bol yemek yedirdi. Geceleri balkonda otururken çekirdek yedik.
Cumartesi günü havuza gittik. Sonra da saunaya girdik. Saunaya da ilk girişim. Hoşuma gitti. Tanımadığın insanların konuşmalarını dinliyorsun, sürekli her yerinden terler akıyor. Aslında sıcağı çok sevmem ama buradan çıkışta duşa gireceğini bilmek insana iyi geliyor. Türk hamamına giremedim çünkü bir sürü kadın oturmuş yıkanıyordu. Ortam beni çok açmadı. Aklıma koyubeyazın hamam hatırası geldi. Bisiklet kiraladık. Ümmühan da ben de uzun yıllardır bisiklet kullanmadığımız için ayşenur ne kadar ısrar etse de yokuş aşağı veya yukarı hiçbir yere gitmedik. Dümdüz bir o yana bir bu yana gittik, geldik.
Akşam uyuma teşebbüsüm oldu ama yine uyuyamadım. Dışarı çıktık, gezindik. Mini bir konser vardı ablamlar onu seyrettiler.
Gece yine geç yattık. Pazar günü spordan sonra şuayip abi bizi kızılcahamama götürdü. Milli park vardı. Oraya çıktık. Arabadan indik ve piknik yapan insanları seyrettik, ızgara kokularını kokladık. Neden yemeklerimizi getirmedik diye hayıflandık. Sonra yemek yemeye bir yer bulduk ve köfte yedik. Gayet güzeldi.
Döndüğümüzde güya step yapacaktık ama biraz geciktiğimiz için vazgeçtik. Havuza gicektik ama beni bir türlü yataktan kaldıramadılar. Ablam sauna, ayşenur havuz deyip durdu ama nafile. Yatağa yapıştım ama sadece yapıştım, uyuyamadım. Yine aynı sebeplerle. Samsundan telefon geldi. Asiye ablamın bir tanıdığı evleniyormuş hem de tatil köyünün içinde. Damat tatil köyünde çalışıyormuş.hepsi gitti. Nihayet uyuyabildim, ümmhanın oğlu da yanımda beşikte yatıyor. Fazla olmadı ağlayarak uyandı ve bir daha susturamadım. Beni de düğüne çağırıyorlarmış. Allahım ben hiç düğüne gitmem ki. Ama ne yapayım giyindim ve gittik. Oynayanları seyrettik, ankara havası oynuyorlar. Adamın bir tanesi acayip oynuyordu. Bu da bir meziyet işte. Bende olmayan bir meziyet. Akşam sanırım başka bir şey yapmadık. Ama yanışlıyorum çünkü akşam bissürü şey yaptık. Önce gokart a gittik. Ümmühan, ayşenur ve ben kullandık. Ümmühan çok çok yavaş ve korkarak, ayşenur orta halli ben ise gayet hızlı ve acayip zavk alarak kullandım. Çok hoşuma gitti. Keşke tekrar yapma şansım olsaydı. Şuayip abi go karting ten sonra eve yatmaya gitti. Biz önce gidip çocuk parkında ümmühan ben ve ayşenur kaydırakta defalarca kaydık (bir daha bu yaştan sonra nerde kayacağım? Milletin benim yaşımdayken o kaydıraktan kayan çocukları oluyor). Sonra da trampolin mi deniyor, orada zıplayıp durduk. Çok zıplayınca denge sağlamak zor oluyormuş. Bunu da ilk ve son kez yapmış oldum. Pazartesi günü sabah şuyip abi doktorda randevusu olmasına rağmen iptal ettirmiş. (beni bırakmak için). Öğlende havuza gittik. Ablam saunadayken beyazıta ben baktım. Çocuk havuzunda oynadık. Çok şeker bir şey ya. Bu çocuğu çok seviyorum. Sonra bir kere daha hep beraber saunaya girdik ve bu günü noktaladık çünkü benim gidiş saatim yaklaştı. Hazırlanıp ankaraya uzun uğraşlar sonucu vardık. Yol yapımı olduğu için yolların bir kısmı kapalıydı. Şuayip abi de kaybolana kadar yol sormadığı için bayağı geç vakitti söğütözüne ulaştık. Koştur koştur yemek yedik. Ümmühan yürüyen merdivenle, bebeğinin arabası arasına sıkıştı. Nasıl oluyor demeyin oluyor işte. Arabayı kaldırıp dışarı çıkarması gerekiyordu ama o beceremeyince sıkıştı sonra biraz ağladı. Ben de biraz suçladı sen bıraktın arabayı falan dedi. Kız demişti ama ben beceremem sen indir diye. Güya öğrensin dedim ama olmadı işte.
Apar topar otobüse bindim, kitabımı bagajdaki çantamda unutmuşum, sinir oldum. Otobüs hiç mola vermeden istanbula ulaştı. Yolda muavin çocuğa sinir oldum. Sevimli birşeydi ama çay getirdiğinde şekeri vermiyor, maraş dondurmacıları gibi beni oynatıyori gelip geçerken bakıp gülümsüyor. Dedim herhalde otobüste başka genç, yalnız yolculuk eden bayan yok.
En önde (1 numara) tek koltukta (deri) yolculuk ettim, yolda yemek de verdiler. Pek güzel değildi. 2 film koydular. Prof. Neydi o filmin adı? Eddi murphy nin filmi. Hımm çatlak profesör. Giderken de onu koymuşlardı. Onu anlatmayı unuttum. Şuracıkta parantez içinde anlatayım. (önümde ş,işman bir adam oturuyor. İlk koydukları filmi (ne oldu benim hafızama daha birkaç gün önce seyrettiğim filmi hatırlamıyorum) adamın koca kafası yüzünden zorla seyrettim. Ne tarafa eğilsem adam da o tarafa eğiliyordu. 2. filme geldiğinde çatlak prof 2 zaten 1. yi de sevmediğim için seyretmemeye karar verdim. Zaten önümdeki adam yüzünden de işkenceye dönüşüyor. Adamın kulağında kulaklık, tabii çıkardığı sesleri kendi duymuyor. Acayip bir şekilde gülüyor ve gülerken de sağa sola, öne sallanıyor. Yalnız başka kimse gülmüyor. Sadece o. Onu seyretmek bayağı filmi seyretmekten daha zevkliydi.)
Dönerken 2.film arzunun bana anlattığı köy idi. Konusunu bildiğim için çok da ilginç gelmedi.
Başka da bişey olmadı. Taksiye atlayıp eve vardım. Evim evim güzel evim.
Sonuç olarak, dinlenemedim ama yapmadığım bir sürü şey yaptım. Ümmühanı ve ablamı gördüm. Değişiklik oldu.

9 Comments:

At 12/7/05 00:17, Anonymous Jujube said...

Zekiyecigim hosgeldin! Cuma aksami büyük kizim ikinci kez kolunu kirdi ayni yerden. Simdi alcisiyla uyuyor... Ehliyet aldim almasina da(dualar icin cok tesekkurler) sevinemedim bile.. Doktor "artik biraz uslu dur, yoksa annen bir kere daha bunu kaldiramaz" bile dedi. Gecen seferki alcisinin rengi kirmiziydi, bu sefer kirmizi sargi bitmis mavi yaptilar, önce istemedi ama doktor mavinin "cool" oldugunu söyleyince razi oldu. Esimin dedesi de (88 yasinda) "artik evlenene kadar kolu alcida kalsin" önerisinde bulundu. Düz duvara tirmanan cinsten yani. Zekiye biliyor musun seni gözümde nasil canlandiriyorum? Biz daha Türkiye'deyken dört-bes yil önce vakko muydu yoksa baska miydi hatirlayamiyorum ama bir markanin reklaminda elindeki alisveris posetlerini büyük bir mutlulukla bagrina basmis bir kiz vardi, iste aynen öyle.. hatirliyor musun sen de onu?

 
At 12/7/05 08:17, Blogger Koyubeyaz said...

Hosgeldin Doktor Hanimcim..

 
At 12/7/05 10:20, Blogger zekiyee said...

jujube mesajların beni bayağı güldürüyor. o reklemı hatırlamıyorum ama doğru bir benzetme yapmışsın.
sınavın için çok sevindim. kızın için geçmiş olsun. dedenizin fikri gayet mantıklı, nasıl olsa mavi alçı cool duruyormuş.
hoşbulduk koyubeyaz.

 
At 12/7/05 14:21, Anonymous özlem said...

merhaba
hoşgeldinnn.

 
At 12/7/05 14:55, Blogger zekiyee said...

teşekkürler özlem, hoşbulduk.

 
At 12/7/05 19:41, Blogger wizkid said...

selam,
bayagi yogun gecmis.
Gittigin yerlere ait hic resim yokmu ?

 
At 12/7/05 23:27, Blogger ak said...

hosgeldin...ne guzel zaman gecirmissin ve tabi yogun.bu arada jujube yorumlarin beni de cok eglendiriyor,iyi ki yolun buraya dusmus,kizini gormeden cok sevdim,enteresan cocujklara bayilirim..
zekiye bana anlatmadigin eksik biraktigin bir seyler var gibi,cabuk yahooyu ac ve bosluklari doldur..bekliyorum,hadi..

 
At 12/7/05 23:38, Blogger ak said...

zekiyecim,kosubandinda yurumeyi bir turlu istikrarli devam ettirememistim,ama donunce kararliyim,ozledigim seyleri yiyip verdigim kilolari almamak icin mecburum zaten,yoksa onca seyi yiyip somun ekmege donusmemek mumkun degil.ama gercekten kalori yakmak o kadar zor ki.niye dogru orantili degil;kalori kolay yukleniyor,zor yakiliyor!!

 
At 13/7/05 08:41, Blogger zekiyee said...

arzucum kızılcahammada anlatılmamış ufak tefek şeyler var. taksimdekileri soruyorsan burada fazla gelişme yok ama tabii anlatılacak şeyler var. herşeyi yahoodan anlatıyorum. sen gelince ne konuşacağız? ablamla aycell yüzünden o kadar çok konuşuyoruz ki kzılcahammada konuşacak fazla bişey kalmamıştı. zaten yanımızda asiye ablam da olduğu için pek konuşamadık.
wizkid buraya resim yerleştirmeyi bilmiyorum. öğrenemeyecek kadar da tembelim. birinin göstermesi lazım. oradan buradan okuyamam. zaten kayda değer resim de çekmedim.

 

Yorum Gönder

<< Home