ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Çarşamba, Temmuz 20, 2005

nişantaşı, alışveriş

Evdeyim trt 1de cemal gülas ın hazırladığı belgesel var. Onu seyrediyorum. Vanı anlatıyor. Tv de başka bişey yok. Sabah sema ile sonra da fethi ile kahvaltı ettim. Servise bil. Başına inmiştim ki, ameliaythaneden telefon geldi. Beklediğim hasta gelmiş. Gidip mini mental testi yaptım. Tam ürolojiye dünkü uyuttuğum hastamın yanına çıkacaktım ki, Suatın gazetesinde son sayfasında vakkoda %50 indirim yazısını görünce taktım çantamı koluma istiklale çıktım. Kendime çeyizlik bissürü tabak çanak aldım. Ekemk sepeti aldım. Kızlar niye 2 tane diye soruyor. Biri masanın bir ucuna, diğeri diğer tarafa diyorum. Şatoda mı yaşayacaksın diyorlar. Aldıklarımı görenler,aaa evleniyor musun diye soruyorlar. Yooo, Ben senelerdir kap kacak alırım. Oturma odamdaki kanepelerim altları, hediyelik eşyalarla dolu diyorum. Yemeğe çıktık. Eminönü nem yüzünden her an buharlaşacakmış gibi görünüyor. Acayip sıcak. Sema sürekli üff ne sıcak deyip duruyor. Bu arada hastane için getirdiği mini eteği ve namuslu tişörtünü giydi (biraz kapalı ise, o kıyafet namuslu kıyafet oluyor, semaya göre). Yemekten sonra ürolojiye gittim. Hasta ile görüştüm, sonra sekreter hülyadan hastalarımın telefonlarını aldım. Bu arada benim fellik fellik aradığım hastalarım bu günlere sistoskopi olmak için tekrar hastaneye geliyorlar ve meral onları tez vakası olarak kullanıyor. Yani bir hastadan 2 kişi (bu iki kişi meral ve ben oluyoruz) ekmek yiyor. Sonra gökhandan madonnanın şarkısı die another day i yükledim. Fethinin müziğini değiştirdim. Artık o aradığında bu çalacak. Önceki melodide eğer biraz dalgınsam beni yerimden sıçratıyordu, korkuyordum.
Sema ile savoya gittik. (sema acil sectiodan kaçtı, aliye kalmış). Yedik, içtik. Paramız yok. Fethiyi çağırsak, poliklinikten gelmez. Biz de paramız yok dedik, iyi dediler. İş çıkışı gidip parayı ödedik.
İş çıkışı aldığım kapkacak kırılmasın diye fethinin arabasının bagajına attık. Biz de sema ile nişantaşına gittik. tikede yemeğimizi yedik. Ne harika salataları var ya. Sema ile çok iştahlı yiyoruz. Gerçi o benim kadar iştahlı değil ama yine de beraber yemek yemek eğlenceli. Fethi ile öyle değil. Benden daha az yiyor. Onun yanında çok yemeye utanıyorum. Ve çok yavaş yiyor ve hiç iştahlı değil. Az ve yavaş yese de, biraz iştahlı yese ne güzel olurdu.
Aaaa benim dizim kanıt peşinde bitmemiş mi? Cuma günü 23:05 te varmış. Seyredeyim bari.
Nişantaşında bissürü alışveriş yaptık. pişmanlık duyuyorum. Allahtan hotiç mağazayı kapatmıştı da beğendiğim 2 ayakkabıyı alamadık. Kitap aldım. En çok sevindiğim onlar. Maeve binchy nin nights of train and stars. Gördüğünüz gibi İngilizce. Kualalumpura giderken yolda okuyayım diyorum. 10 saatlik yol. Kitap götürmek şart. Diğeri jak deleon un anıtsal İstanbul.(gezgin rehberi). Yani benim için. Adam öldü, kitabını öyle aldık. Eve gelene kadar yolda göz attım. Cuma günü bir terslik olmazsa darüzziyafeye gitmeyi planlıyorum. Onun hakkındaki yazılanları okudum ve mısır çarşısındaki gitmek bir türlü nasip olmayan pandelli restaurant hakkındaki yazılanları. 3. kitap semanın zoruyla, kendimi ve insanları tanımam için aldığım doğan cüceloğlunun savaşçı sı. Bu kitabı ilk çıktığında inat ettim almadım. Bugün baskı ile aldım. Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için miş.
Bugün aldığım ve hiç pişman olmadığım diğer parça bir çanta. Kışın aldığım kazağı geri verince almam gereken şeyi işte bugün %40 indirimle aldım. İstediğim kocaman mavi çanta. Bu yaz aldığım 2. mavi çantam. Yarın alışveriş yok. Kuaförden randevu aldım. Çok geç olmadan eve gelmem gerekecek. Yarın sanırım öğlene kadar çalışacağım ve sonra semanın pasaport süresini uzatacağız. Bu arada bugün avea mı yurtdışına açtıracaktım ama olmadı.

10 Comments:

At 20/7/05 22:49, Blogger zekiyee said...

ya cem yılmazın yeni opet reklamı ne güzel. aslında en güzeli, karaşimşek kit in çıkardığı ses. aynı güvercin sesi gibi. ceditte otururken apartman boşluğunda güvercin sesleri gelirdi. kitin sesini ne zaman duysam aklıma, ilkokul 4-5 yıllarım, eskilerde kaln evimiz geliyor. ne alaka ama.

 
At 21/7/05 09:51, Anonymous kaplumbaga said...

merhaba,
neden kaplumbağa?
sanırım en çok sevdiğim hayvan olduğu için. bu seçimin dinamik açıklaması için birçok şey söylenebilir.ancak bunları ifade etmemeyi tercih ederim.belki şunlar söylenebilir:her zaman güvende olması, hayatı yavaş ve rahat yaşıyor olması, sanki hiçbir şeyi umursamadığı izlenimi veren yüz ifadesi, sebze seviyor olması...
anladığım kadarıyla samsunlusun ve samsun mezunusun. hangi yıl? tanışıyor olduğumuzu pek sanmıyorum.en azından çok düşünmeme ragmen isim olarak anımsayamadım. ancak ortak tanıdıklarımızın çıkacağına eminim.
sevgilerle.

 
At 21/7/05 09:52, Blogger Koyubeyaz said...

Doktor Hanimcim yine alisverisini son surat yapmissin. Bazen senin sirf alisveris icin calistigini falan dusunmeye basliyorum :) Bir dursan yerinde nasil olucak daha tatile gittiginde oralardan alacaklarin olucak. Tahminim dogru ise anestezi doktorusun sanirim o yuzden bana epiduralin kucuk bir aciklamasini yaparmisin. Hani doktor bulunca herkes birseyler sorarmis ya bende onlara dondum. Sen rahat hissettiginde soyle yada canin istemiyorsa hic soyleme. Cem Yilmazin reklamina gelince onun bir ozelligi var biliyormusun bilmiyorum. Kara Simsegin cikardigi sesi Cem Yilmaz kendisi yapiyormus. Yani mekanik bir ses degil. Ayrica ilkokul 4-5 lerde bizimde apartman boslugumuzda guvercinlerin yuvasi vardi. Hatta o bosluga girip onlara bakardikda. LEs gibi kokardi ama biz bundan hic vazgecmesdik.

 
At 21/7/05 10:20, Blogger pirik said...

zekiye bu ne hız böyle...sen hiç birşeye üşenmez misin?bir ordasın bir orda...bu enerjin hiç bitmesin...

 
At 21/7/05 10:21, Blogger pirik said...

sölemeden edemeyeceğim ben son sahnede mike'ın saçlarını sağa sola savurmasına bittim...

 
At 21/7/05 10:45, Blogger Deniz said...

Ay Zekiyecim, Darulzziyafe iyi de, hic bosuna Pandeliye gitme bence. Cok matah bir yer degil, basbayagi kohne ve pis bir lokanta bence. Hem de oyle kazik ki, insanin siniri bozuluyor verdigi paraya.

 
At 21/7/05 12:16, Blogger zekiyee said...

deniz tavsiyen için teşekkürler. pandelliye boşuna gitmeyeyim. koyubeyaz servisteyim. öğle tatilinde dün mailini yazmıştım. sana bir ara yazarım, nasıl olsa daha çok zamanın var. kaplumbağa tanıştığımızı hiç zannetmiyorum. sermet adında kimseyi tanımıyorum. demek sen de samsun mezunusun. 1992 girişliyim. ailem samsunda.
pirik enerjiyi nerden buluyorum bilmiyorum. uykuyu çok severim. lise yıllarında derslerde hep uyurdum. ama şimdi 5-6 sattlik uyku ile duruyorum. ne zaman patlak verecek bilmiyorum. koyubeyaz tüm paramı alışverişe ve gezmeye veriyorum. şuan paraya ihtiyacım yok. babamdan dolayı gelecek kaygım da pek yok. parayı kendi rahatım için kazanıyorum. o yüzden sürekli taksiye binerim bol bol alışveriş yapıp, gezerim. yalnız dün gece ufak çapta biir fırça yedim. yaptıklarım içinde tezle ilgili hiç birşey yokmuş. ne zaman tezime bakacakmışım. bakmak istiyorum ama çok sıkılıyorum. yakında bir fırçada babamdan yerim.

 
At 21/7/05 20:13, Anonymous jujube said...

Ellerine ayaklarina saglik Zekiyeeciim, günün yorgunlugunu ve stresini attim yazini okuyunca... Yarin da kuaföre gidiyoruz demek... son olarak adimi nerden buldugumu sormustun degil mi? Bir kitap kurdu olarak tabii ki kitabin birinden! Bu arada koyubeyaz epiduralle ilgili bir sey sormus, büyük kizimin dogumunda bana yapilmisti ama pek bir sey anlayamamistim, kücük kizimin dogumunda vakit kalmadigi icin yapilamadi ve böylece cok yararli bir sey oldugunu anladim :)

 
At 21/7/05 21:08, Blogger zekiyee said...

Üfff ya o kadar yazdıklarım nereye gitti? Merhaba jujube, epidural tuttuğunda gerçekten harika oluyor. Tabii onun da bazı riskleri yok değil. Koyubeyaz cem yılmazın o sesi kendinin çıkardığını bilmiyordum. Pirik saç kısmına dikkat etmemiştim. Bu akşam bakacağım.
her zaman güvende olması, hayatı yavaş ve rahat yaşıyor olması, sanki hiçbir şeyi umursamadığı izlenimi veren yüz ifadesi, sebze seviyor olması... bunlar bana fethiyi hatırlattı. Ben tavşanı tercih ederim. Onlar gibi hızlı ve sabırsızım. Küçükken çocuklar tavşan dişli diye dalga geçerledi. Çok üzülürdüm. Artık dişlerimi sviyorum. Şimdi de sertan her Allahın günü work shop ve world dememi taklit ediyor ve sonra da yalvarıyor ne olur bir kez söyle diye. Sermet okuldan beni tanıdığını hiç zannetmem.

 
At 3/8/05 19:57, Blogger yuvakuran said...

Istiklal caddesinde "haci Abdullah"a gidin, veya Uskudar'da "Kanaat", veya Kadikoy'de "Yanyali Fehmi Bey" lokantasi, pisman olmayacaksiniz. Tesvikiye de "saray" pilav ustu tavuk, tavuksuyuna corba, kazandibi muhallebi. Kolay gelsin Selamlar

 

Yorum Gönder

<< Home