ben bir küçük cezveyim

köşe bucak gezmeyim

Pazartesi, Temmuz 25, 2005

peteşi,spider

gönül rizeye gitti. sabah o olmadığı için bayağı geç kalktım. taksiye atlayıp üsküdara indim. kahvaltı etmeye vakit olmadığından doğruca ameliyathaneye girdim. rahat bir gündü. ama benim biraz canım sıkkındı. nedeni tam belli değil. bir ara iyice sinirlerim tepeme çıktı. nöbet yüzünden. filiz abla ile konuşmama rağmen halledemedim. hala hafta sonu nöbetim var.
yemeğe yalnız çıkmak zorunda kaldım. daha doğrusu semasız ve tabii fethi yozgatta olduğu için fethisiz. çayımı da içip hastaneden ayrıldım. fransız geçidindeki beyoğlu 21. noterine gittim. gönül yunanistan ve malta kogrelerindeki yayınlanan posterleri tamamlamış. onları aldım ve birsenle biraz sohbet ettik. bayağı bereketli bir kızım. ben gittikten sonra sürekli müşteri geldi ve birsen çalışmak zorunda kaldı. orada otururken bayağı sakinleitim. hiç birşeyin benden daha kıymetli olmadığına boşu boşuna kendimi üzmemem gerektiğine karar verdim. sema aradı. fellik fellik aradığım 40 beden kot ceketi galeriadaki park bravoda bulmuş. denemedim ama yine de sema aldı. herhalde olur. aynısından kendine de almış. eve geldiğimde sema tekrar aradı. her yerinde peteşi çıkmış. aklına kötü kötü şeyler geliyor. fethiyi ara abisine sorsun dedim. abisi bu sefer dalga geçecek diyor. yarın tetkik yaptıralım diyorum, ona da yaklaşmıyor. böbrek hastalığından bir tanıdığı ölmüş. burnundaki spider yüzünden çok hassas. zaten canı çok kıymetlidir.
sabah daha hastaneye varmadan sema aradı. tayland da tusinami tehlikesi varmış, haberlerde söylemişler. sonra tekrar aradı. hindistandaki deprem yüzünden tayland alarma geçmiş sonra tehlike olmadığı bildirilmiş. bugün sema zekiye belki de oralarda ölürüz herkese iyi davranalım deyip duruyordu. esra hanım da baban seni yollmaz diyordu. izin aşamasını çoktan geçtik. atın ölümü arpadan olsun misali, ne yapalım ölürsek fazla kimse üzülmez herlade. bir müddat sonra unutulup gideriz. sema denize girsek mi girmesek mi deyip duruyor. sharm el sheikh de girmiştik. burda da girsek iyi olur ama ya tusunami olursa sen iyi yüzemiyorsun hem de iyi koşamıyorsun deyip duruyor. haklı da. nato zirvesinde işe üyüyerek gitmek zorunda kalınca italyan yokuşunu çıkana kadar canım çıkmıştı. neyse ölümün nerede geleceği belli olmaz. istanbul kadar tehlikeli başka şehir var mı ki?

7 Comments:

At 26/7/05 09:33, Anonymous kaplumbaga said...

merhaba,
evet adım sermet değil servet.
doğru servet adı çok rastlanan bir ad değil. eskiden daha az olduğunu sanırdım ama yıllar geçtikçe o kadar az olmadığını görüyorum. eskiden ismimden hoşlanmazdım neden ahmet mehmet gibi daha çok rastlanan sıradan bir ismim yok diye hayıflanırdım. şimdi pek rahatsızlığını duymuyorum.belki de ismimi rahmetli halamın koymuş olmasının anlamını daha iyi kavrayabiliriyorum.(halam çocukları çok severdi ama çocuğu yoktu. ben doğduğumda oğlu kadar sevdiği bir doktor komşusu varmış ve adı servetmiş onun için babamlara bu çocuğun ismini ben koyacağım deyip servet ismini vermiş. yıllar önce ösafagus ca'dan vefat etti. adımla ilgili hayıflanmaya başladığımda o geliyor aklıma ve kendimi kötü hissediyorum.)
sözünü ettiğin servet ben değilim.samsun mezunuyum. ama seninle karşılaşmış olmamız mümkün değil. çünkü sen üniversiteye başladığında ben bitiriyordum. ilkokula çok erken yaşta(5 yaşında) başladığım için erken bitirdim. eğer normal zamanında başlasaydım muhtemelen senin bir-iki dönem üst sınıfında olurdum. belki o zaman tanışmış olabilirdik. ancak sizin bir-iki dönem üstünüzden çok fazla tanıdığım vardı. belki onlar içinden ortak arkadaşlarımız çıkabilir.
can sıkıntın için söyleyebileceğim tek şey acilen tatile çık.
sevgilerimle.

 
At 26/7/05 10:17, Blogger Deniz said...

Ay simdi siz doktorlar boyle her hastaligin gercek adini soyleyip mi anlasiyorsunuz birbirinizle? Sen komuiksin Zekiye tamam ama butun doktorlar da komik galiba:) Petesi ne, spider ne, osafagus ca nee? Biz de sosyolog-siyaset bilimci vs. ler olarak boyle kendi terimlerimizle konussak ne komiik olurdu:)
Hem ne bicim sozler onlar, Allah korusun, gule gule git, gule gule gel!

 
At 26/7/05 12:58, Blogger zekiyee said...

ben de adımı sevmezdim. ama anneannemin adı. onun öldüğü gün doğmuşum, onun için bu adı vermişler. soyadımı da sevmezdim ama şimdi seviyorum ve evlenince de değiştirmeye niyetim yok. ben de soyadım aydın, yılmaz vs gibi banel olmadığı için mutluyum. herkes yanlış yazıyor ama ben son harfi 'l' diye düzeltiyorum.
benim bir üst dönemimde derya ve alptekin vardı. onlarla samimiydim.
senin döneminden mi acaba bissürü insanla tanıştım. şinasi (muşlu), turgut (çarşambalı), ahmet soyadı neydi ya? çok güler yüzlü ve temiz yüzlü biri. hımm hatırladım. ahmet ceylan. samsunda pediatride bir asistan vardı, o da aynı dönemdendi. bir de mustafa diye sağlık bakanlığında müfettiş biri ile tanışmıştım. o da aynı dönemdeydi.
can sıkıntım gelip geçiyor. bugün fena değilim. tatilden konuşmak da beni mutlu ediyor. bugün özelde neöbetçiyim. önümüzdeki hafta da iki tane nöbetim var. sonra ver elini uzakdoğu.
deniz aramızda böyle konuşuyoruz. çünkü... yazamıyorum. hastam gelmiş ameliyathaneye gidiyorum. yarın görüşürüz.

 
At 27/7/05 04:52, Anonymous melike said...

ayyy doktorlar gercekten boyle konusuyorlar aralarinda. ablalarim doktor. konustuklarinda kendimi mars'da gibi hissediyorum. zaten onlarin tipta okurken, TUS'a hazirlanirken cektiklerini gorunce aman dedim, istemem TIP sizin olsun.alin naparsaniz yapin, bana da dokunmayin. hos sonradan TIP solda sifir kaldi ama napalim:)
cok hosuma gidiyor zekiye bu arada gunlugun. her gun okuyorum. belki ablalarimi cok ozledigim icin, ama gercekten harikasin.

 
At 27/7/05 08:51, Blogger zekiyee said...

ya nerem harika anlamıyorum. günlük uğraşılar işte. bazen kendimi çok iyi hissederim ve var mı benden daha iyisi derim. ama sonra düşününce diğer kızlardan çok da fazla bir özelliğim olmadığını görürüm .ayaklarım o zaman yere basar. tabii bunları içimden geçiriyorum. burda hastanede öyle bişey dediğim yok. beni iyice havaya sokuyorsunuz.
deniz melikenin de dediği gibi hep böyle konuşuyouz, çünkü bu artık hayatımızın bir parçası. hatta benim doktor olmayan bazı arkadaşlarımın da yanında yanlışlıkla kullandığım bazı kelimelri arkadaşlarım çok beğeniyorlar ve onlar da kullanmaya başlıyor, tabii hatırlayabilirlerse.

 
At 27/7/05 15:52, Blogger ak said...

benim de kuzenimin adi servet.o yuzden hic bir zaman degisik bir isim olarak gelmemistir bana..aklimin ermedigi zamanlarda anlamsiz bile gelirdi:)ama buyuyup kelime dagarcigim artinca,oyle olmadigini da ogrendim.

ben de adimi hic sevmiyorum;arzu...dogdugum gun secim yapiliyormus,annemler secil koymayi dusunmesler,aklima o isim geldikce arzuya sukrediyorum ama sevmiyorum iste.soyadimla da insanlarin alip veremedikleri var,ya"karamanin koyunu sonra cikar oyunu"esprisi(!)ni yaparlar ya da"kahraman"diye yazarlar.ama ben de degistirmicem zekiye soyadimi koyunculara ve kahramancilara inad:)
zekiyecim,biletimi aldim.senin meraklandigini gordukce soyleyip soylememek arasinda gidip geliyorum.cok eglendiriyorsun merakinla beni:))gelecegim gunu incimercandan ogrenebilirsin...

 
At 29/7/05 23:39, Anonymous jujube said...

Ne zordur su isim meselesi... Benim de adim Ebru, benim yasimdaki bayanlarin herhalde ücte ikisinin adi Ebru'dur. 30'u gecince de hic cekilmiyor dogrusu! Babam adimi Deniz koymak istemis ama her zaman oldugu gibi annem galip cikmis. Babacigim basarabilseydi cok komik olurdu cünkü esimin adi da Deniz... Bizim sinifta bir cocuk vardi adi neydi biliyor musunuz "Seker".. Degistirmeyi planliyordu, noldu acaba? Zekiyeecigim evlenmeden önce bir deyiste hayatta anlasilmadigi icin üst üste tekrarlamak zorunda kaldigim bir soyadim vardi, evlenince cok normal ve anlasilir bir soyadi kazandim, mutluyum...

 

Yorum Gönder

<< Home